Tüm Versiyonu Göster : Hergün Bir şiir Koyalim
hergun bir şiir koyalım hadi
düzenli olarak
Acemi Aşık
ikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar
sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde
yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana dek
ama farkındaydım yinede
ne zaman seninle olsam
tanıdık bir kus cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah
şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum
hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
namımın olsun
ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla tasan boynu bükük nehirleri
ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kusun kopmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları
ikimizde acemi birer asıktık o zamanlar
ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!...
işte ben de en sevdiğim 3 şiirden 2. sini buraya koyuyorum
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Yahya Kemal
arkadaslar şiirlerimize özel ilgi vermenizi umuyordum ama bakan yok :idea: :?:
Galyalı_194
03-09-2006, 23:44
EDİT:İNSANLARA YAPILIN HAKARETLERDEN DOLAYI
Ben Ölürsem Sen Bitersin...!
Ey Sevgili..!
Bugün sensizliğin kaçıncı günü?
Hatırlamıyorum...
Kaç gecedir sensizliğe adım atıyorum...
Bilmiyorum...
Bu gidişin dönüşü asla olmayacak...
Sen...!
Bir daha asla benim olmayacaksın...
Bunu bilmek bana acıdan başka bir şey vermiyor...
Sensizlik bana haram...
Bana ölüm...
Dayanamıyorum...
Eğer gittiysen neden rüyalarıma girip...
Geceleride dar ediyorsun bana...
Bunların hiç birine cevap veremezsin...
Biliyorum...!Dönüşü olmayan bir gidişti seninkisi...
Ama..!Her şey bitmiş olsa bile...
Şunu çok iyi bil ve sakın unutma...!
Ben..!Senin içinde bitmiş olsam bile...
Sen..!Benim içimde ben ölürsem ÖLÜRSÜN...!
artık buna bi yorum yada bi tşkr edersiniz heralde
cook tesekkür ederim yazdığın için
Bu Sevda
Kimse senin kadar beni candan sevmedi
Kimse senin kadar bana candan bakmadı
Ve kimse senin gibi yüreğimi fethetmedi
Canıma girdin can oldun,yüreğimde kale.
Sevgi penceremden girdin içeri
Adını yazdın yüreğime ellerinle
Senle çıktık aşk dağının zirvesine
Seyrettik sevgi denizinde dalgaları.
Vaktin en güzel dakikalarını senle geçirdik
Zaman yetmedi renkli fırtınalarımızın dalgalarına
Adlarımızı kazdık kalbimizin duvarlarına
Yıllar sonra bu sevda anılsın diye.
ben bir şiir daha nasıl güzel mi az sora gelio bir tane daha
işte ben de en sevdiğim 3 şiirden 2. sini buraya koyuyorum
Sessiz gemi benim de en sevdiğim şiirlerdendir.
Bir diğeri de bu:
Son Aşık
Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak düsünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.
Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?
Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar,
Esirgeme gözlerimden bir son buseni,
Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!
Faruk Nafiz Çamlıbel
Güne Tutsak Sevdalar
Gün tutsadı yalnızlıklarımı
Eğildi güneş harman savurumlarına
Yorgun süzülen yağmur silüetlerinde
Kesildi kahkahası bilinmezlerin
Düşerken bulut bulut amazonlara
Yürüdü zebaniler sarp geçitlerinde
Kırpınışlarında badem gözleri ve
İçine işlemiş paytak sözleriyle
Ve dahi pasaklarında iftira közleriyle
Çizmekte biri yol kutsamalarını
Güne dizdim çiroz misali sevdayı
Gün yürüdü akşam sefaları tanıkladı
Çingene sevişler mesken tutarken arşı
Kimler aşdı ki ufuk çizgilerini
Aşk işledi nakış diye yüreğe
Gün tutsadı sevdayı gölgeler boyu
Yol sıkıntılı yeller sarmazken dalı
Gözler yırttı şehveti inletti doğayı
Suya hasret dövüngeç yakınmalarında
Kukla saraylar aldı nisbet rüyalarımı
Darılgan tablolarda kıskanç nağmeler
Küs kuşlarıyla meze olur gecelere
Hoyrat bir rüzgar çeker ıklığı da
Düşer gölgesine vaki ahir demlerde
Güne tutsak sevdalar ...
Düşer gölgesine
Güne tutsak sevdalar
Düşer....
Aşklarımız Büyüyeceğine
Aşklarımız büyüyeceğine
Hırsımız büyüyor gün geçtikçe
Eğer nefretle anıyorsak birini
Nasıl bahsederiz bundan sevgi diye
Kötü şeyler kadar iyileri de silmiş olmaz mıyız
Yaşadıklarımızı unutmaya çalışırken
En iyi anları da çıkarmaz mı akıl kendinden.
dwarfish
10-09-2006, 05:21
Bunlar kimin şiirleri?
değiişiyo ama biz burada her türlü şiir paylasıyoruz eğer istek varsa kimin olduklarınıda yazmaya çalısırız bi önemi varsa eğer
dwarfish
10-09-2006, 23:33
Evet kimin olduğu önemli. Ben yaptıklarımı biri ismimi yazmadan bi yerde yayınlasın istemezdim, sen ister miydin?
Assasin-Cross
16-09-2006, 04:56
Valla okulda 1. dönem zayıfım olduğu için teşekkür alamamıştım. Sebebide
EDEBİYAT 1
O yüzden kızlara şiir yollamaktan başka alakam yok ama yaptıklarınız güzel şeyler kutlarım :wink:
alcathoos
16-09-2006, 21:56
Tılsım
''sen'' ve '''ben'' vardı
''sen ve ben'' yoktu
''Ben'' bende
''Sen'' sendeydi
Kendimizdeydik...
Birbirimizi farketmeyince çarpıştık
Birbirimizi farkettik, etkilendik...
Öyle bir çarpışmıştık ki:
''Ben'' sendeydi
''Sen'' bende.
Yeni yerimizi sahiplenmeye başladık
Bir tatil gibiydi
Belki de göçtü ve sondu istediğimiz gibi
Sahiplendiğimiz yeri
Keşfettikçe yerleştik
Sevdik artık herşeyiyle; kabullendik...
Ve biz anlamadan öyle bir çarpıldık ki aşkla:
''Sen'' ve ''ben'' eridik karıştık;
''Sen ve Ben'' olduk.
Daha kırılgandık;
Ama üzerimizde bizi koruyan bir tılsım vardı artık...
sahibi benim Ç. K.
alcathoos
16-09-2006, 23:00
rica ederim seninkiler de çok güzel.
teveccünüz efen :lol: 8) dim
alcathoos
18-09-2006, 20:23
ben valla gününe dikkat etmiyorum atıyorum gidiyor zaten okunup okunmadığı da meçhul.
Ayrıca şiirlerin sahiplerini yazalım yazmayanları uyaralım. Yazara saygı duyalım.
Adı Sevdaymış
Benim hiç canım yanmadı anne,
Hep sen sardın beni
Hep sen sakındın…
İşte büyüdüm ,acı çekiyorum
Adı sevdaymış bu acının
Hep bendim kandırılan
Bana kandırmayı öğretmedin ki….
Gözlerime bak şimdi söndü artık feri…
İnsanlar hep beni yok etti anne
Sen hiç bana yok etmeyi öğretmedin ki….
Hak etmedim be anne hak etmedim..
Sevgi bu mu?
Tutku bu mu?
Ömür bu mu?
Neden sen yoksun
Neden sarmıyor ,sakınmıyorsun beni?
Hep çocuk olmayı istedim
Ama herseferin de acımasızca büyüdüm…
Kübra Kocakaya
alcathoos
19-09-2006, 21:36
bir gece,
gecede bir uyku..
uykunun icinde ben...
uyuyorum,
uykudayim,
yanimda sen.
uykunun icinde bir ruya,
ruyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delice...
aklimda sen.
ben seni seviyorum,
gizlice...
el-pence duruyorum,
yuzune bakiyorum,
soylemeden,
tek hece.
seni yitiriyorum
çok karanlik bir anda...
birden uyaniyorum,
bakiyorum aydinlik;
uyuyorsun yanımda...
guzelce.
Özdemir Asaf
alcathoos
20-09-2006, 16:23
Kaldırımlar
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum...
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler...
Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
Necip Fazıl Kısakürek
alcathoos
21-09-2006, 22:00
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
..........
..........
Can Yücel
alcathoos
23-09-2006, 00:45
Uyan
Sabah olmak üzere...
Dışarıda: fırtına, kar, boran...
Çoktan uyumuşsundur biliyorum;
Benim bu saatlerde hep ayakta duran.
Sabah olmak üzere...
Ellerim titriyor,
Yorgun düşmüş bir beden,
Seni arıyor gecenin karanlığında.
Bilemezdim ki hüsrana uğrarım
Her aşkın sonunda...
Sabah olmak üzere...
Burnuma kan kokusu geliyor dışarıdan,
Kim bilir hangi seven kesildi;
En mühim damarından...
Sabah olmak üzere...
Artık uyan bu derin uykudan
Osman Geleş
A.l.p.e.r!!!
23-09-2006, 00:55
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın
Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca, yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
NOT:türkcecı odev vermıstı bende bulmusken buraya da yazım dedım
alcathoos
23-09-2006, 22:05
Komik
Karşıma geçmiş gülümsüyorsun
Nerede gördün
Heykelini komik bulan heykeltıraşı
Tablosunu aptalca bulan ressamı ya da
Ben senin eserinim,
Gülme kendi yaptığına
İbrahim Akçağıl
karşılık vermeyin lütfen şiir yazın
alcathoos
26-09-2006, 23:18
Böyle Bir Sevmek (Ne Kadınlar Sevdim)
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.
Attila İlhan
A.l.p.e.r!!!
03-10-2006, 21:05
Beni Hor Görme Gardaşım
Beni Hor Görme Kardeşim
Sen Altındın Ben Tunç Muyum
Aynı Vardan Var Olmuşuz
Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım
Ne Var İse Sende Bende
Aynı Varlık Her Bedende
Yarin Mezara Girende
Sen Toksun Da Be Aç Miyim
Kimi Molla Kimi Derviş
Allah Bize Neler Vermiş
Kimi Arı Çiçek Dermiş
Sen Balsın Da Ben Cec Miyim
Topraktandır Cümle Beden
Nefsini Öldür Ölmeden
Böyle Emretmiş Yaradan
Sen Kalemsin Ben Uç Muyum
Tabiata Veysel Aşık
Topraktan Olduk Kardaşık
Aynı Yolcuyuz Yoldaşık
Sen Yolcusun Ben Bacmiyim
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
Hadickup3
16-10-2006, 07:21
dünya terbiyesizleşti bu ne yaw
Neyzen Tevfik
Fabrika yaptı Sümerbank bez için,
Çok muazzam bir eser bu,laf değil!
Dil işinde "Ehl-i dil" tezden dedi,
Sıçtı Cafer, bez getirsin Başvekil. 1932
(Sıçtı cafer bez getir olayı budur arkadaşlar.)
Basvekil Ismet Inönü'nün Sümerbank'a ait bir bez fabrikasinin açilisina katildigi günlerde, Dolmabahçe Sarayinda Birinci Türk Dil Kurultayi toplaniyor.Dörtlük,Prof.Ahmet Caferoglu'nun Kurultaydaki konusmasinin "resmi" dil ile bagdasmayisini ve bunun yarattigi hosnutsuzluk havasini konu aliyor.
bir de bu şiirini çok severim üstadın:
Ne Ararsın Tanrı ile Aramda / Neyzen Tevfik
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.
Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!
uzun zamandır net yok bu bölümüde ihmal ediyodum bi tanedaha şiir geliyo :d
Neyleyim
Neyleyim ben bu dili, heran adini sayiklamadiktan sonra
neyleyim ben ben bu gözleri, o gülen gözlerine dalip gidemedikten sonra
neyleyim ben bu kollari, seni hic birakmamacisana sarmadiktan sonra
neyleyim ben sarkilari, hasretinin acisini dindirmedikten sonra
neyleyim ben bu siirleri, siirin her harfinde seni bir ömür boyunca sevcegeimin yemini olmadiktan sonra...
Neyleyim ben cenneti, cennetteki melek sen olmadiktan sonra
neyleyim ben su koca dünyayi, dünyadaki tek güzel sen olmadiktan sonra
neyleyim ben cicekleri, ciceklerin arasindaki gül sen olmadiktan sonra
neyleyim ben bu bedeni, icinde atan can sen olmadiktan sonra
neyleyim ben bu hayati, yasamanin anlami sen olmadiktan sonra
neyleyim ben ölümü, son nefesimde sen olmdiktan sonra...
Anonymous
28-10-2006, 19:22
Seni Düşünüyorum
Çocukluğunu düşünüyorum Emilia
Deniz yolundaki ıssız yolu sabahleyin
Hani saçların atkın uçuşuyordu rüzgarda
Kokusunu duyuyorum bembeyaz gömleğinin
Seni kucağıma alıyorum Emilia
Ben büyüttüm seni ben yetiştirdim
Bu güne bu sevdaya
Toprağam ekmeğim kitabım şiirim
Sen ne varsa doğrudan iyiden yana
Gözümün nuru başamın tacı efendim
Yalan
Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı
Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum
Mahpuslara affı umumiden...
Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara...
Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek...
Rahatı Kaçan Ağaç
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamı
Tanrının işine bakın
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.
Melih Cevdet Anday'dan sizlere...
Ayrılık
İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden
Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse
Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün
Erich Fried
Şakadan Anlamaz
Bu
oğlanlar
şakadan
taşlıyor
kurbağaları
Kurbağalar
gerçekten
ölüyorlar..
Erich Fried
AYSEL GİT BAŞIMDAN
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...
Atilla İlhan
SANA BAKMAK
Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..
Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır..
gördüğün suretten utanmak..
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak
Allah’a inanmaktır.
YILMAZ ERDOĞAN
Nasıl bir duygu bu allahım....her şey var.
Yanıt
Şöyle dedi
biri taşlara:
İnsanca davranın
Taşlarsa şöyle:
Sert değiliz yeterince
henüz
erıch frıed
mert_oburix
18-12-2006, 19:38
surup gibiyim surup
turp gibiyim tuurp tuurp
ben ates sen barut hmmm hmm
optum seni sap sup
hmm olmadı galiba gelin üstad neyzen tevfik'e kulak verelim.
ıslahına imkan yok, beyhude üzülme hiç
salgın halinde kumar evde poker ve briç
hayat sirkeden ucuz, düşünme şampanya iç.
memleket her baloda kazanır bir sürü piç
bayan aşığı ile büyükada koyunda
bay almış metresini gezer hünkarsuyunda
or.s....k alçaklık var hepsinin soyunda
haya namus kalmamış rezalet diz boyunda
çiftler kenetli gibi sarılmışlar sımsıkı
dans eden kadın erkek konuşur sıkı fıkı
ikisi de duş ister, buna derler asrî dans
hiçbir külfet istemez, ne pay ne de avans
olgunluğa sermaye sarf edilen emektir
insan için nezaket doğruyu söylemektir
asriliğin mânâsı edeb, irfan demektir.
bizimkine gelince, düpedüz b.k yemektir.
edepte terbiyede çok noksandır bilgimiz
namus ve iffet ile hiç kalmamış ilgimiz
insaf edelim yahu sosyete kim biz kimiz
şehvet ile kalkmıştır elde gezer s.k..iz
göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan
sikilmeyecek kadın yok, sen haber ver paradan
düşüncemiz yok bizim gam ve kederden başka
kim s.k.r valideyi köhne pederden başka
s.ç.n yok ağzımıza hükm-ü kaderden başka
avcı bilir avını her kuşa saldırmaz
kurnaz çoban sürüden kurda kuzu kaptırmaz
insanoğlu tuhaftır her söze pek aldırmaz
i..e dersin kızar da s.k.r..n aldırmaz.
mert_oburix
19-12-2006, 19:11
sözcül
birisi gelse,
bana candan bir şey verse,
ben de alsam;
ne iyidir
onun ve benim için.
birisi gelse,
bana bir söz dese,
ben de anlamasam;
ne kötüdür
ikimiz için.
birisi gelse,
benden bir şey çalsa,
ya da saklasa;
bu yıkımdır
ikimizden birisi için.
*AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Tüm evrenin gözleri kördü
birgün bir adam isigi gördü
güörmenin ne oldugunu bilmedigi icin
o´nu anlatamadi
sevgiyle sevgiyle sevgiyle
tanrinin cocuklari isigi gördü
milyonlarca toz ciceginin icinde
o ilk defa kendini gördü
cehenem ateslerini
cennetim sevincini
korkularini beklentilerini günü geceyi öfkeyi
herseyi bir cirpida sildi
o derin bir uykudan uyanip
kendini oraya gönderdi
yikilmaz bir kale
asilmaz bir deniz
sarsilmaz bir kubbe gibi
dilin , inanislarin,
irkin , renklerin , seslerin ,
görüntünün , duygularin ,
dostlugun , sevginin ,
zamanin , mesafenin ,
arayisin , yolculugun ,
mekanin , rüyanin ,
varolusun ,
bittigi an icinde
biz bir ´iz
bilerek mi yanına almadın giderken,
başının yastıkta bıraktığı çukuru?
oysa güveniyordum ben sevgimize,
tren istasyonu ya da vapur iskelelerindeki saatin doğruluğu kadar..
beni senin gibi bir de annem terketmişti
ki hala göbeğimde durur,onun yokluğundan kalan çukur.
(Sunay Akın)
SİZDEN SAKLI
gelmediniz, ben hep sizi bekledim
eksilen yanlarımla
sizden saklı eskidim
her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim
Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
her sevgiliyle biraz daha
biraz daha sizden saklı eskidim
(Murathan Mungan)
SİZDEN SAKLI
gelmediniz, ben hep sizi bekledim
eksilen yanlarımla
sizden saklı eskidim
her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim
Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
her sevgiliyle biraz daha
biraz daha sizden saklı eskidim
(Murathan Mungan)
vamosbien
26-12-2006, 05:39
JAPON BALIKÇISI
Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.
Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?
Mum Aleviyle Oynayan Kedinin Öyküsü
Bir mum yanıyordu bir evin ortasında
o evde birde kedi vardı
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar,kedi de oynardı.
Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı
Baktı
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bi hava vardı
Oyyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına oyuncakcasına
Bir baktı, bir daha bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı
Kedi oyunlarında büyüyordu
Yitirerek gitgide oyunlarını
Mum küçülüyordu yanmalarında
Yitirerek gitgide yakmalarını
oynarken büyüyen kedi yanacak
Aydınlatırken küçülen mum yanacaktı
Küçülen yaka yaka aydınlatacak
Büyüyen yana yana anlayacaktı
Bir mum yanmasından ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bİr evin bir odasında
Göz göze susan iki insan
Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti
Oyunlar karıştı gecelere
Suskun uykusuzluklara
O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti
Nerede bir mum yansa şimdi
Nerede oynasa bir kedi
Birbirine,yansıyor karışıyor gölgeleri
Bugün dün gibi oluyor dün bugün gibi
Mum ellerimi tırmalıyor
Belleğimi yakıyor kedinin elleri
Özdemir Asaf-Yalnızlık paylaşılmaz
Bugünün şiiri bu olsun en güzel ayrılık şiiri
tayfun_pb
17-01-2007, 13:01
Şiiri sevenlere...
PORTAKAL SATIN ALIRKEN
Southampton sokağı boyunca çöken
sarı sisin içinden
birdenbire lambalı bir meyve arabası çıktı
ve kesekağıtlarını parmaklayan
yaşlı bir pasaklı.
Aradığını birdenbire bulan biri gibi
şaşıp donakaldım.
Hep portakal olsun isterdin hani!
Avuçlarıma sıcağı hohladım
ve araştırdım ceplerimi.
Tutarken elimde bozuk paraları sıkı sıkı
fiyatına baktım ve
düzensiz rakamları gördüm
bir gazete kağıdına kömürle yazılı,
bu ara hafiften ıslık çaldığımı bile fark ettim,
ve bir anda baktım acı gerçek apaçık önümdeydi:
Bu kentte sen yoksun ki!
Bertolt Brecht
Neyi yaşamak istiyorsan onu yaşa...
ÖyLe bir hayat yaşıyorumki,
Cennetide gördüm,cehennemide
ÖyLe bir aŞk yaşadımki,
Tutkuyuda gördüm,pes etmeyi de
BazıLarı seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım,
ÖyLe bir roL vermişlerki,
Okudum okudum anLamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm haLime,
Sonra dedim ki ''söz ver kendine''
DenizLeri seviyorsan,daLgaLarıda seveceksin,
SeviLmek istiyorsan,önce sevmeyi biLeceksin,
Uçmayı seviyorsan,düşmeyi de biLeceksin.
Korkak yaşıyorsan,yaLnızca hayatı seyredersin,
ÖyLe bir hayat yaşadım ki,son yoLcuLukLarı erken tanıdım
ÖyLe çok değerliymişki zaman,
Hep aceLe etmem bundan,anLadım..
Nietzsche
PoisonedGift
27-01-2007, 14:38
KÖŞE
sen geldin benim deli köşemde durdun
bulutlar geldi üstünde durdu
merhametin ta kendisiydi gözlerin
merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
bulutlar geldi altında durduk
konuştun genişi hatırlıyordum
gariptin yepyeni bir sessin vardı
bu ses öyle benim öyle yabancı
bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı
dişlerin öpülen çocuk yüzleri
güneşe açılan küçük aynalar
sert içkiler keskin kokular dişlerin
içinden geçilen küçük aynalar
ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı
insanı ağlatan yağmurlar yağdı
yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
yaralı bir ceyaln kalbi gibi içli bir sesin vardı
sen geldin benim deli köşemde durdun
bulutlar geldi üstünde durdu
merhametin ta kendisiydi gözlerin
sezai karakoç
PoisonedGift
27-01-2007, 23:23
eet öle yav edebiyat dersinde ezberletmişşdi hoca
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı
BUDA BENDEN NE GÜZEL ANLATIYOR O GÜZEL YAŞINI
PoisonedGift
27-01-2007, 23:52
ilk tanıdığım yazar :) ilk kez bunun şiirini ezberlemişdim ben anasınıfındayken :) tren mi neydi ismi =)
Kutalmış
28-01-2007, 13:23
Dolup taşar camekanlarda her çeşit sigara;
O eskidir, bu yeni...
'En zararlı olan, hangi cinstir? ' dersen
Derim: 'İçilmeyeni! '
Arif Nihat Asya
PoisonedGift
28-01-2007, 20:32
PİA
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
Attila İLHAN
sonunda ezberlediğim şiirler işe yarıo :) not almak dışında..
PoisonedGift
29-01-2007, 13:13
HİKAYE
senin dudakların pembe
ellerin beyaz,
al tut ellerimi bebek
tut biraz!
benim doğduğum köylerde
ceviz ağaçları yoktu,
dağıt saçlarını bebek
savur biraz!
benim doğduğum köyleri
akşamları eşkıyalar basardı,
bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
konuş biraz!
benim doğduğum köylerde
insanlar gülmesini bilmezdi,
bu yüzden böyle naçar kalmışım
gül biraz!
benim doğduğum köylerde
kuzey rüzgarları eserdi,
ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
öp biraz!
sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
benim doğduğum köyler de güzeldi
sen de anlat doğduğun yerleri
anlat biraz!
cahit Külebi
gokberk120
03-02-2007, 14:43
bugün 23 nisan
neşe doluyor insan
.........:cool:
Tevfik Fikret
“Haluk'un Amentüsü" :
Toprak vatanım, nev-i beşer milletim... İnsan
İnsan olur ancak bunu iz'anla inandım
Şeytan da biziz, cin de, ne şeytan, ne melek var;
Dünya dönecek cennete insanla inandım.
Fıtratta tekamül ezelidir; bu kemale
Tevrat ile, İncil ile, Kuran'la inandım.
Ebna-yi beşer birbirinin kardeşi... Hülya!
Olsun, ben o hülyaya da bin canla inandım.
İnsan eti yenmez; bu teselliye içimden
-Bir an için ecdadımı nisyanla- inandım
forum da ilk mesajım
ehueheuhe:D
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
NAZIM HİKMET RAN
Casanova
04-02-2007, 14:36
Yol düştü zindana
Sesler kulaklarda çınlar
Koğuş kapısının gıcırtısı
Adımlar büyüyor voltada
Bir iskemle
bir de
çay demlenir durur ocakta
Eylem var sokaklarda
Yankılanıyor hücrelerde
Kulaktan kulaklara
Devrimci marşları
Zincir halkası kırılıyor
Bileklerde
Ayaklarda prangalar
yoldaşlar
onlar korkunun tacirleri
Korkuyorlar
özgürlüğün sesi
Deniz, Yusuf, Hüseyin
Kavgamızda hürriyet
Yıkılacak darağaçları
Faşizmi kendi kanında boğacağız
Kanlı gömlekleri
Devrimin ışığında yıkayacağız
Dalgalan bayrak
Türkü ,türkü akıyor
Meydanlara halkımız
Zafer çığlıkları dağlarda
Silkinip uyan kalk yerinden
Susmak teslimiyettir
Tek Yol Devrim…
xXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXx
“Savaş çağrımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımızı almak için başka eller uzanacaksa, ölüm nereden gelirse gelsin, hoş geldi, safa geldi.”
xXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXxXx
MOKARİSTAN
04-02-2007, 15:41
bu kadar çaresiz bırakma beni
bağlandım bir kere çok sevdim seni
senden istediğim çok değilki
uzaktan uzağa bir gülsen yeter
göğsüme yaslanıp elimi tutma
sevgilim diyerek sevdalı bakma
razıyım sen benim gibi bağlanma
uzaktan uzağa bir gülsen yeter
istersen herzaman ağlat gönlümü
istersen derdinle karart ömrümü
affetmek çok kolay bütün zulmünü
uzaktan uzağa bir gülsen yeter
göğsüme yaslanıp elimi tutma
sevgilim diyerek sevdalı bakma
razıyım sen benim gibi bağlanma
uzaktan uzağa bir gülsen yeter
Kutalmış
04-02-2007, 16:56
Turan
Nabızlarımda vuran duygular ki tarihin
Birer derin sesidir, ben sahifelerde değil
Güzide, şanlı, necip ırkımın uzak ve yakın
Bütün zaferlerini kalbimin tanininde
Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil.
Sahifelerde değil, çünkü Atilla, Cengiz
Zaferle ırkımın tetviç eden bu nasiyeler,
O tozlu çerçevelerde, o iftira amiz
Muhit içinde görünmekte kirli, şermende;
Fakat şerefle numayan Sezar ve İskender!
Nabızlarımda evet, çünkü ilm için müphem
Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle
Damarlarımda yaşar şan-ü ihtişamiyle
Oğuz Han, işte budur gönlümü eden mülhem:
VATAN NE TÜRKİYEDİR TÜRKLERE, NE TÜRKİSTAN;
VATAN, BÜYÜK VE MÜEBBET BİR ÜLKEDİR: TURAN!..
Ziya Gökâlp
HAN-I YAĞMA
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
TEVFİK FİKRET
Kutalmış
04-02-2007, 23:48
Sağolasın göknil arkadaş, çok beğendim...
Casanova
05-02-2007, 15:35
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
bir orman gibi kardeşçesine.
CEVİZ AĞACI
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
1 Temmuz [1957], Balçik
Sağolasın göknil arkadaş, çok beğendim...
tevfik fikret gibi her dönemde geçerli ve yaşayacak olan ölümsüz şiirler yazan sanatçılarımız sağ olsun...... onlarla umut doluyoruz hepimiz..
notun için teşekkürler arkadaş....
Dostlar Irmak Gibidir
Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar ugrassanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı
İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!
Insanlar vardır; derin bır okyanus...
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.
İnsanlar vardır, coskun bir akarsu...
Yaklasmaya gelmez, alır surukler.
Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler!
Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz;
Bu tip insanla bir omur dolmaz.
İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak baslı basına bır mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip.
Her biri baska bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı.
Her seyden önemlisi insan, insan olmalı...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Bosa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her sey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dısı birdir cekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranısı candan...
Can Yücel
_ERNESTO_
18-02-2007, 21:06
Sonsuzluk
Yeni kurumuş bir toprak için yazıyorum, henüz
taze daha çiçeklerden, çiçek tozundan ve harçtan,
beyaz kubbelerinin yuvarlak boşluklarını temiz kara karşı
tekrarlayan bir kaç krater için yazıyorum,
ifade ediyorum kendimi uçurumdan yeni yükselmiş
demir grisi dumanın beraberinde getirdiği şey gibi,
herhangi bir adı olmayan fakat yalnızca yosunun küçük çanını,
terli erciklerini ya da kısrakların alazlandığı
o sert çalılıkları tanıyan bölgeler için konuşuyorum.
Nereliyim ben, bu özgün, mavi özlerden değil mi
birbirinin içinden süzülen, kabaran
ya da bastıran birbirlerini,
yayılan gürültüyle ya da uykuda akan,
ya da tırmanan havaya ve ağacın iskelesini oluşturan,
ya da batan toprağa ve bağlayan bakırın hücresini,
ya da kızgınlaşan ırmakların dallarında ya da yiten
kömürün gömülü soyunda ya da parıldayan
üzümün yeşil karanlığında?
Irmaklar gibi uyuyorum ben geceleri, dur duraksız
çağıldayarak, bir şeyleri kırarak, ve ben
hızlandırıyorum yüzen gecede, kaldırıyorum saatleri
ışığa doğru, yokluyorum gizemli
resimleri, kirecin uzaklaştırdığı gibi, bronzun arasından kalkıyorum
disiplinli şelalelere doğru, ve
suyun yollarından birinde değiyorum sadece
doğmamış gülün sunduğu şeye, batık yarıküreye.
Dünya solgun göz kapaklarından bir katedraldir,
sonsuzca birleşmiş ve toplanmış
bölümlerden oluşan bir lodos gibi, bir kubbenin tuzunda,
bağışlanmış sonbaharın sonsuz renklerinde.
Sizde yok, asla dokunmadınız yollarda
çıplak sarkıtın sunduğu şeye,
buz soğuğu fenerler arasındaki eğlenceye,
siyah yaprakların dehşetengiz soğuğuna,
benimle birlikte dalmadınız
toprağın saklı tuttuğu liflerin içine,
tekrar doğmadınız ölülerden,
mısırdan mısıra, tuzun basamaklarından,
çiyin taçları
yeniden örtünmüş açılmış bir gülle,
sizler yaşayamazsınız ölü olarak dolaşmadan
mutluluğun yıpranmış giysisinde.
Fakat ben metalik ışınımın çemberiyim, gökyüzüne
zincirlenmiş yüzüğüm ben, bulutlara ve ülkelere,
dokunan dökülen ve cılızlaşan sulara
ve yeniden karşı koyan zamanın sonsuz kaosuna.
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
'Evrensel Şarkı'dan
Pablo Neruda
_ERNESTO_
19-02-2007, 23:09
CHE
Bir sesti O
Bütün sesler içinde ayrı
Yürü diyen bir ses
Savaş diyen bir ses
Katıl diyen bir ses
Dağlar yadırgamaz en yüksek sesi
Sesi dağlara uygundu
Elleri vardı akan
Durmaya okşamaya alışamayan
Çiçekten sudan yapraktan
Kaleme silâhlara açılan
Elleri sesine uygundu
Saklardı kentin sevincini avuçlarında
Saklardı bir sıcaklığı
Geleceğin güneşini andıran
Hey Hey Hey
Kaç Köroğlu birden göçtü
Kaç Dadaloğlu indi dağdan
Kaç ırmak durdu kaç yıldız aktı
Düştü yere kaç bin tüfek
Gün gelecek Gün gelecek
Bir köyde yağmur dinecek
Çocuklar güneşte sevinecek
Yolu açık Guevara'nın
Yolu açık Guevara'nın
Çocuklar kadar kim bilecek
Yürüyecek Yürüyecek
Evimize konuk olsa
Yolu da var gidilecek
Sesler ışıklar dursa
Yolu da var gidilecek
Gün gelecek Gün gelecek
Yolu da var gidilecek
Arif DAMAR
bugünün şiirinide unutmayaLım...:rolleyes:
_ERNESTO_
20-02-2007, 18:49
Hürriyete Doğru
Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden,
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
Heeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
Orhan Veli
kurt_cobain
22-02-2007, 17:48
İstanbul
Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan.
Geliyor Boğaziçi'nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi.
Bir yanda, serin sabahlarla beraber,
Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım.
Baktıkça hep, semt semt, yer yer,
Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!
Durmuş bir tepende okuduğum mektep,
Askerlik ettiğim kışladır ötesi.
Bir gün bir kızını benim eden
Evlendirme dairesi.
Benim de sayılmaz mı oralar?
Elimi tutar gibi iki yanımdan,
Babamın yattığı Küçüksu,
Anamın toprağı Eyüpsultan.
Önümde, açık kollarıyla boğaz,
Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı.
İstanbul, İstanbul'um benim,
Kadıköy'ü, Üsküdar'ı...
Gün olur, Köprü ortasında durur
Anarım, Adalar'da çamların uykusunu.
Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim,
Koklamak isterim Tünel'in kokusunu.
Bulut geçer üstünden,
Gemi gelir yanaşır
Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar,
"İçi dolu çamaşır."
Göğünde tanıdım ayın ondördünü.
Kırlarında bilirim baharı,
Herşey içimde, herşey,
İstanbul yadigarı.
Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle,
Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir.
Ey doğup yaşadığım yerde her taşını
Öpüp başıma koymak istediğim şehir!
Ziya Osman Saba
İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
NİSA İÇİN..
MEMLEKET
Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli'dir.
Hepsi bizden yolcusu olsun hancısı olsun
Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir
Sanmam hemşehrim sanmam bundan acısı olsun
Köylümüz efendimiz tarlasında perişan
İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan
Anam bacımdır bahtı karasında perişan
Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun
CAHİT SITKI TARANCI
BU DA BENİM İÇİN...
zalimyar
26-02-2007, 02:39
EY KOCA DÜNYA BENDE
ÖLDÜM
Ey koca dünya bende öldüm,
Belli ki hiçbirinizin haberi yok,
Hem de DİNK' ten sadece bir gün
önce,
Ama sadece ne duydun, ne gördün, ne de
umursadın...
Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi
oraya,
Halk da toplanmadı ellerinde karanfil ve
mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika?da kınamadı
ölümümü,
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir
yere?
Halbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi, Kadir
AYDIN!
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha
kolaydı,
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları
gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden
başka!
Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk
vermemiş,
Ve soldurdular beni Lice' de, hayatımın
baharında,
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz
mu!
Ama bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç
aramadılar!
Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için
öldüm,
Ben Türk'tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç
kimse,
Bir kez bile manşet de olamadım ya o gül yüzümle
gazetelerde,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN
ÖLDÜM!
DİYARBAKIR Lice' de şehit
olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş. Kadir
AYDIN' a ithafen yazılmıştır... Ruhun şad
olsun....!
AsLaN_AmcA
03-03-2007, 00:03
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim
Şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerin kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Orhan Veli Kanık
bu gün bu şiirin ne kadar güzel olduğunu acı bir şeklide anladım
zalimyar
03-03-2007, 06:01
Beni bayramlarda bekleme anne kaldığım mekân hicre mekânlarda
Şefkatin anılarımda gezer sıcaklığından eser yok buralarda
Buralar zemheri sığınağı etrafım duvar
Vuslatın nafile erişilmez anne
Öpüp kokladığın saçlarım şimdi kar beyaz
Hele bakmaya kıyamadığın o çehrem zemheride titreyip üşümüş
Solmuş bir çiçek gibi anne
Anne mutlumu tattığın o eski bayramlar
Şimdi kafdağında bir masal
Bayramlarda şeker topladığım çocuksu tebessüm kollarımda kelepçe
Bayram sabahı sana tebessümle verdiğim gül
Beni bayramlarda bekleme anne
Anne kaldığım mekân hicre mekânlarda
Şefkatin anılarımda gezer sıcaklığından eser yok buralarda
Buralar zemheri sığınağı etrafım duvar
Vuslatın nafile erişilmez anne
ANNE ANNE ANNE
zalimyar
04-03-2007, 02:10
alışırım zannettiğim yokluğundan acılanmam
vazgeçmek zor senin o büyülü tuhaf sıcağından
dön demeye utanırım zavallı korkularımdan
arkasına saklandığım gururumdan
geri dön geri dön
ne olur geri dön
uzanıp tutuver elimi bir gün
utanır diyemem ne olur geri dön
olur da bir gün sen de özlersen
olur da bir gün sen de gözlerimle buluşmayı istersen
uzanıp tutuver elimi bir gün
utanır diyemem ne olur geri dön
her şey bana seni hatırlatır unutmak isterken
utanırım hep o acılı şarkılarda ağlarken
bazen bir dost ya da bir çiçekle evime gelirsin
her şey seni hatırlatır da yeniden...
Sezen Aksu.....................................
EY KOCA DÜNYA BENDE
ÖLDÜM
Ey koca dünya bende öldüm,
Belli ki hiçbirinizin haberi yok,
Hem de DİNK' ten sadece bir gün
önce,
Ama sadece ne duydun, ne gördün, ne de
umursadın...
Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi
oraya,
Halk da toplanmadı ellerinde karanfil ve
mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika?da kınamadı
ölümümü,
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir
yere?
Halbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi, Kadir
AYDIN!
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha
kolaydı,
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları
gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden
başka!
Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk
vermemiş,
Ve soldurdular beni Lice' de, hayatımın
baharında,
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz
mu!
Ama bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç
aramadılar!
Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için
öldüm,
Ben Türk'tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç
kimse,
Bir kez bile manşet de olamadım ya o gül yüzümle
gazetelerde,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN
ÖLDÜM!
DİYARBAKIR Lice' de şehit
olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş. Kadir
AYDIN' a ithafen yazılmıştır... Ruhun şad
olsun....!
ÇOK GÜZELDİ YAA MUHTEŞEM HARİKULADE HELE Kİ ŞİİRDEKİ UYUMLARDAN ZİYADE İÇİNDE YATAN ANLAM ÇOK İYİDİ TEBRİK EDERİM BİZİMLE PAYLAŞMA NEZAKETİ GÖSTEREN ARKADAŞA
BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'tan (c.c.) RAHMET DİLERİM .
gökhanöncü
05-03-2007, 22:24
Çok güzel şiirler sağolunnnn
berkaytr
09-03-2007, 21:26
"İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.
Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
way be çoook eskiden açılan bir topicti bu öyle hatırlıorum
KİMİ SEVSEM SENSİN
kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
ATTİLA İLHAN
inşallah daha önce eklememiştir kimse :D
toblerone
05-04-2007, 15:21
Bir rüzgar ki, bana hep ters eser,
Yolumu keser geceleri düşlerimde....
Bir fırtına ki, beni hep sürükler,
Hayallerimi yakar yıkar...
Bir zaman ki, hiç benden yana işlemez,
Anılarımı siler süpürür....
Öyle bir hayat savaşı ki, bu...
Sonunda;
Galibi seyretmek yine bana düşer!!!
94' İstanbul
Sen İstanbul olsaydın
Sen İstanbul olsaydın;
Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi
çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere!
Sen İstanbul olsaydın...
Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru...
Bürünüp sevda rengine,
dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde.
Ve ben...
Bense bir güneş gibi yakmaya gelirken seni;
saplansaydım kirpiklerine, tam kalbimden...
Düşseydim ufkuna, kan-revan içinde! ..
Sen İstanbul olsaydın,
ve sorsaydın halimi kanatsız güvercinlere!
Sen İstanbul olsaydın;
Ve zindânım olsaydın! ..
Sen İstanbul olsaydın;
Saçların, Ekim’in yirmialtısındaki çınar yaprakları tonunda...
Ve gözlerin Marmara Denizi renginde olurdu, değil mi?
Ve sen İstanbul olsaydın;
Bir pembe ibrişim gibi akardın gönlüme doğru.
Değil mi? ..
Sen İstanbul olsaydın;
Henüz gözden deryalar, güllerden kan damlamadan! ..
Ve bilip dağlardan kalyonlar geçireceğimi;
önüme surlar dikmeden ve yoluma zincirler çekmeden...
O ilk... Altından güllem, düştüğünde tam kalbinin üstüne, açardın bana kapılarını, değil mi;
Sen İstanbul olsaydın? ..
Sen İstanbul olsaydın;
Bir beyaz güvercinin,
şahbazdan korkuşu gibi ürkerdin benden...
Sen, İstanbul olsaydın...
Ama sorsaydın halimi de, kanatsız güvercinlerden!
Sen İstanbul olsaydın;
Ve zindânım olsaydın! ..
Muammer Erkul
ANATOLİA
05-04-2007, 16:13
Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun
belki Haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin..
buda benim sevdiğim şiirlerden......
SOLGUN BİR GÜL OLUYOR
Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kağıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.
Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlarla takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.
Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Behçet Necatigil
ANATOLİA
05-04-2007, 16:46
Bilirmisiniz aşk nedir?
Nerdedir ne değildir?
Özlemektir belki
Gelmeyen bir sevgilidir.
Bir başkasının gözlerinde
Görmektir kendini Aşk
Eğrisiyle doğrusuyla
Başkasını yaşamaktır Aşk.
Başka bir yürekte
Hayat bulmaktır.
Başka bir canı
Kendi canından önce saymaktır Aşk.
Hataları görmemektir,
Kusursuzdur çünkü Aşk.
Gitsede unutmamaktır
Kalıcıdır çünkü Aşk.
Aşık olmuşsan arkadaş,
Bir şair olursun yada bir yazar,
Dilinde o vardır kalbinde o
İçinde yaşar sevdiğin sonsuza kadar.
Bundandır tüm sanatçıların
Eserlerinin Aşk üzerine olması,
Bu yüzdendir işte
Kışların yerini bahara bırakması...
___N.A.Ö___
toblerone
05-04-2007, 16:47
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
O.Veli
Ustamın eline yüreğine sağlık...
Şiirlerini zaten çok severdim birde kısa yaşam öyküsünü okuyunca...
Kalbimin en güzel köşesinde baş tacıdır ustam...
Ustamın eline yüreğine sağlık...
Şiirlerini zaten çok severdim birde kısa yaşam öyküsünü okuyunca...
Kalbimin en güzel köşesinde baş tacıdır ustam...
bizimlede paylaşsana o kısa yaşam öyküsünü eğer mümkünse :)
ANATOLİA
05-04-2007, 17:08
Sen benim hiçbir şeyimsin
Sen benim hicbir seyimsin
Yazdiklarimdan cok daha az
Hic kimse misin bilmem ki nesin
Luzumundan fazla beyaz
Sen benim hicbir seyimsin
Varligin yoklugun anlasilmaz
Galiba eski liman uzerindesin
Nasil karanligima bir yildiz olmak
Dudaklarinla cama cizdigin
En fazla sonbahar otellerinde
Universiteli bir kiz uykusu bulmak
Yalnizligi olduresiye cirkin
Sabaha karsi olduresiye korkak
Kulagi cabucak telefon zillerinde
Sen benim hicbir seyimsin
Hicbir sevismek yasamisligim
Henuz bos bir roman sahifesinde
Hic kimse misin bilmem ki nesin
Ne cok cigliklarin silemedigi
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hicbir seyimsin
Yabanci bir sarki gibi yarim
Yagmurlu bir agac gibi islak
Hic kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasinda cagirdigim
Cocukluk sesinle aglayarak
Sen benim hicbir seyimsin
Atilla İlhan
bulabilirsem yazayım yaşamını..
bizimlede paylaşsana o kısa yaşam öyküsünü eğer mümkünse :)
ben özetliyim bir belediye cukuru ölümüne sebep oldu,
bende çok severim Orhan Veli'yi ben gibi İstanbul aşığı, akşamcı :D
Allah rahmet eylesin ne güzel andık :)
ANATOLİA
05-04-2007, 17:18
Şairler ve şiirler kadar güzel ne var hayatta:). Hepimizin birer duygu yüklü insan olduğunu anlatan en güzel eserler şiirler bence:).
toblerone
05-04-2007, 22:36
bizimlede paylaşsana o kısa yaşam öyküsünü eğer mümkünse :)
Evet Metis'in dediği gibi...
Yazacağı çok şiiri, öyküsü, hikayesi varken...
Henüz 36 yaşındayken...
Bir belediye çukuruyla tetiklenmiş zamansız ölümü...
***** Mahsun Durmak ******
Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi....
ANATOLİA
06-04-2007, 21:48
Çoban Çeşmesi
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.
"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...
Faruk Nafiz Çamlıbel |
toblerone
06-04-2007, 23:56
Benden size bir kaç Hayyam Rubaisi *
Gönül dedi: Ben neyim ki, bir damla sadece;
Ben nerde, görmediğim koca deniz nerde!
Böyle diyen gönül denize kavuşunca
Baktı kendinden başka şey yok görünürde.
***********************************
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok
***********************************
Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol;
Her istediğini onda ara, onda bul.
Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe:
Koy canını ortaya, soyulursan soyul.
*Rubai, kendine özgü bir ölçüsü olan, 4 dizelik ( mısralık ) bir divan edebiyatı nazım birimidir.Bu türün tartışmasız en büyük şairi ise Ömer Hayyam’dır.
ANATOLİA
07-04-2007, 16:32
Ben her ne kadar Hayyam ı pek sevmesemde aklımda kalan hayyam mısralarını bulup yazayım dedim.
Ne kazandım dünyadan? Sorulunca: Hiç.
Şu kısacık yaşama sarılınca? : Hiç.
Yanan neşe mumuyum, üzme boşuna;
Cem elinde kadehim, kırılınca: Hiç.
****************************
Bu dünya defterinin ilk başı aşktır.
Gençlik bir şiirdir ve her yaşı aşktır.
Ey habersiz yaşayan, aşk dünyası bu;
Yaşamın her noktası, her taşı aşktır!
****************************
Olamıyorsan Mecnun Leyla´dan ırak
Seni sende, dünyayı dünyada bırak.
Aşk yolunda yürüme izni çıkarsa,
Yürümeli gözsüz ve dilsiz bir çırak!
ANATOLİA
10-04-2007, 13:26
Seni Düşünürüm
Seni düşünürüm
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.
Binmişin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.
Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığımda oynadığım dramın.
NAZIM HİKMET RAN
ville valo
10-04-2007, 13:50
http://siir.edebiyat.org/siir/
MOD ARK 100 KERE TARADIM BİR ŞEY YOK LÜTFEN LİNKİ SİLMEYİN BARİ 3 VEYA 4 GÜN SONRA SİLİN BİRAZ BAKALIM!!!!!!!
internette heryerde bu şiir var.ve bunalıma giren 2 genc bayan ın intihar ettiği zaman bılgisayarlarında bu şiir çalıyormuş...
YAĞMUR TANESİ
Duyduğuma göre artık başkasını seviyormuşsun
Oda seni seviyormuş
Demek o da esmer ha!
Onun da ellerinde tutuyor musun benim ellerimden tutuğun gibi
Onun da gözlerine bakıyor musun benim gözlerime baktığın gibi
Ona da bana dediğin gibi seni seviyorum diyor musun?
Duyduğuma göre artık başka bir çocuk uzanıyormuş yanı başına
Avucumun içinde kaybolan canım ellerin onun koynundaymış
Utandığında kıpkırmızı olan canımın içi yüzüne dayıyormuş o sakallı pis yüzünü
Söyle o esmer çocuğa dudakların altında bulunan beni
Papatya kokusunu bilmem ama annem öyle derdi
Güzel kızların saçları papatya kokarmış
Papatya kokulu saçlarını
Her defasında seni bana getiren canımın içi ayaklarına sakın dokunmasın
Payım, paydam, odağım, duam
Son şansımdın bir zamanlar
Bak söylediğim şeylere
Adamın kadını olmuşsun,
Bırak seni, benini bile kıskanıyorum ondan
Desene sana ne, sen istedin bunu
Sen kendine bak
Döneklik yapacak birini seversen bırakırda gider seni
Yaslar bir başkasının göğsüne başını
Bende seni seviyorum der.
Bilmez ki yüreğin onda kaldı
Başroldeyken figüran olduk be
Şimdi çok uzaklardasın eski sevgilim
Sen gururunla oynaş yosmam
Bana yeter içtiğim sigaram
Giderken bıraktığın resmin ve yüreğimdeki ağrı
Bitmedi bir şey daha var
Şimdi söyleyeceklerimi yanındaki sevgilin de duysun
Bak zavallı çocuk
Elini tuttuğun sevgilim dediğin öptüğün kollarına sardığın hatta yattığın
Pis herif
Onun elinden be tuttum onu ben öptüm
O da bana dedi seni seviyorum diye
Onu benim kadar tanıyamazsın
Gözlerini güzelliğini saçlarının ne koktuğunu
Bakışlarının hangi manaya geldiğini
Ellerinde buluna nasırları benlerini
Kaşlarını hangi yemekleri sevdiğini nasıl sarhoş olduğunu
Sevdiği türküleri benim kadar bilemezsin
Hiç bilmediğin bir şey daha var biliyor musun?
Öyle bir tek edip gidişi var ki ah!
Her neyse ona gül alacaksan kırmızı alma!
Çünkü ona kırmızı gülü sadece ben verecektim
Şimdi defol…
canım orda mısın
sana hala canım diyebiliyorum
ne kadarda özlemişim sana canım demeyi
canım.
Hatırlıyor musun
birbirimize ilk defa seni seviyorum dediğimiz günde çiseliyordu yağmur tanesi
şimdi yine çiseliyor yağmur,
ve ben artık seni şimdi hiç SEVMIYORUM
ve ben seni hala Çok SEVİYORUM..
Ünal TORUN
ANATOLİA
10-04-2007, 21:15
Bir Çocuk Sevdim
Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen biraz gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu
Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca ve yalnızca duygularıyla soydu
Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti
Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti
İçinde çocuk kalbi taşıyan herkes için.....
BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?
Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
cahit sıtkı tarancı
ANATOLİA
20-04-2007, 12:02
Yağdıkça
Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım...
Yılmaz Erdoğan
zalimyar
21-04-2007, 00:10
hani yağmur yağar ya hani kokusu gelir toprağın ciğerlerine çektikçe mutluluğu bulursun...işte öyle birşey seni sevmek...
hani karanlık gecenin ardından doğar ya güneş hani ısıtır ya içini aydınlığa kavuşursun....işte öyle birşey seni sevmek....
hani böle için içini kemirir saniyeler saliseleri kovalar bunlarısın tam bu sırada bir haber alıp sevdiğinden dünyalar senin olurya....işte öyle birşey seni sevmek...
hani rüzgar eserde savurur ya saçlarını hani bütün bedenini ona dönersin sanki üstündeki bütün kötülükleri alsında götürsün diye....işte öyle birşey seni sevmek.....
işte gözüm işte böyle birşey seni sevmek.
_______________ZALİMYAR___________________
ANATOLİA
23-04-2007, 00:22
--------------------------------------------------------------------------------
BENİ ANNEME GÖTÜRÜN
Dudaklarımda yaşayamadığım
Çocukluğumun, gençliğimin şiiri
Dört yanım hüsran
Dört yanım yalan
Dört yanım hüzün
Dört yanım isyan!
Yanık bir şarkıda dolar bakışlarım
Annemin ellerini arıyor avuçlarım
Beni anneme götürün
Beni anneme götürün
Ağlamak istiyorum dizlerinde
Beni anneme götürün
Anlarsa beni bir o anlar
Beni anneme götürün
Vazgeçtim bütün saltanatından,
Sevdalarından köhne dünyanın
Ne dostta vefa
Ne aşkta huzur
Her gün bir kahpelik
Kalbimden vurur!
Yıkılır kalırım bu sağır akşamlarda
Önümde dağ gibi bir yalnızlık
İçimde yıllanmış yorgunluklar
Unutulmuş eski bir adrese çıkar yollarım
Çayımın ilk yudumunda o
Sigaramın son nefesinde o
Anlarsa beni bir o anlar
Beni anneme götürün!
AHMET SELÇUK İLKAN
ANATOLİA
23-04-2007, 23:46
Ayrilik Ayraci
Bütün ayraçlari kaldirdin ama unuttugun
Bir sey vardi yine de, çiçekleri sulamadin
Gökyüzü sarardi o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konusur olduk günboyu
Birden ayrimsadik ki ayrilik orda basliyor
Tam da sususlarin birbirine eklendigi yerde
Ezberlenecek hiçbir sey yok bu dünyada
Kirletilmemis bir bulut bile yok artik
Böyle diyorsun her yolculuga çikisimda
Yasadigin kent de sana benziyor gitgide
Ne zaman dönmeyi düsünsem yangin çikiyor
Ya da erteletiyorum biletimi son anda
Uzun bir sessizlik oluyorsun daglara baksam
Karsiliksiz mektuplar kadar burkuluyor kalbim
Yazdigim siirler de canimi sikiyor artik
Fotograflarimi yirtip atiyorum tek tek
Ve ben bütün yapraklarimi döküyorken simdi
Eylül diyorsun, tam da orda basliyor ayrilik
Üsüyünce agliyorum yalnizim dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorum duvarlara
Kendine bir deniz bul artik bir de rüzgâr
Parçalanacagin bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti birakip gelmek olmali
Ve gelirken havaya uçurmak bindigin otobüsü
Birden ayrimsadik ki ayrilik orda basliyor
Tam da çiçeklerin sulanmadigi yerde
Konusacak bir seyler bulamiyorsak günboyu
Derim ki ayrilik gündemdedir ne yapilsa
Ve sen bütün ayraçlari kaldirdigini sanmistin
Ama unutmussun yine de ayrilik ayracini
( Çocuksun Sen =) )
Ahmet Telli
zalimyar
24-04-2007, 03:23
Adı hüzün olsun bu gerçeğin.
Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin
Ve senden sonraki yaşantımın,
Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığın,
Tek mevsimlik dünyamın,
Ve senden bana kalanların,
Rotasız başlayan yolculuğumun,
Her limanda yüzleştiğim sensizliğin,
Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerin,
Bir yarısı sende kalan geçmişin,
Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin,
Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın,
Azalan ideallerimin,
Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların
Birbirine benzeyen her günün
Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerinin,
Anılarını sakladığım kirli odamın,
Yağan yağmurun,
Cama dayanmış soluk yüzümün,
İçimde ağlayan çocuğun,
Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımın,
Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin,
Sensizliğin, yarım kalmışlığın,
Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerin,
Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların,
Sadakatini elden bırakmayan gönlümün,
İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının,
Ve bu şiirin adı hüzün olsun!
ŞEMSETTİN KAYA
ANATOLİA
24-04-2007, 22:48
Ne hasta bekler sabahi
Ne taze oluyu mezar
Ne de seytan bir gunahi
Seni bekledigim kadar
****
Gecti istemem gelmeni
Yoklugunda buldum seni
Bırak vehmimde golgeni
Gelme artik neye yarar..
Necip Fazil
zalimyar
25-04-2007, 04:24
Sensiz Gecen Geceler
Cehennem geceleri yaşanır sen bu şehirden gidince
Düşmeden geçilmez sensiz gereksiz vakitlere
Mavi kelebek hikayelerine göz yumulmaz
Uyku baglanmaz sensiz gecen gecelere
Sen bilemezsin sen yokken bu şehirde ışıklar yanmaz
Sabahlar olmaz sen gidince
Sensizlik kalleştir
Kahpedir güven olmaz sensiz gecen gecelere
Bense sensiz gecen her arsız gecelenin ecdadı nikah kıyar
Her birini bir gece koynuma alır; atarım yatagımdan
Sensiz gecelerde ben bir makasla sabah ederim
Kefen biçerim siyah çarşaf kaputbezinden gecelere
Parmagıma simsiyah ipler dolar
Tutsak mutlulukların ardından koşarım
Esaret çemberime bir taş daha örer
Kendi kaderime bir satır daha koyarım
Uykusuzlugum hafif gelir agır giden adımlarıma
Fervasız yürürüm sabahı olmayan gecelerin ardından
Gücüm yetmez topraga vuran yagmur tanelerine
Islatmaz gözlerimi soguk ellerimi yıpratmaz
Bir kalbimi ıslatır İşte birde yüregimi
Sensizlige bir adım uzaklaştın bir gece daha
Bu ilk defa olmasada
SON OLMASI UMUDUYLA
ANATOLİA
25-04-2007, 13:49
Dokunma Kalbime
Kaybettiğin karanlıkta beni arama
Bir garip sarhoşum içtim senin uğruna
Yakılacak yaralarımı saramadım kalbimde
Yaralarımı sar ama kalbime dokunma...
Nizam şair olsaydı böyle yanmazdı
Kapında kul değil köle olmazdı
Aşkın alevleri sarıyor kalbimi
Alevleri söndür ama kalbime dokunma...
Gittin kaç deli sevda sığdı yüreğine
İnat etmiş yalnızlığın feleğe
Söküp atamadım senin sevdanı kalbimde
Yüreğimi sök ama kalbime dokunma...
Metin Mungan
zalimyar
25-04-2007, 14:01
ıssız gecelerin sessizliğinde sessizliğimle yudumlarken seni,bir daha hiç kimseyi böyle sevmeyeceğimi fısıldıyor kalbim beynime.umutsuzluğun içinde kalmış bu şehrin herhangi bir köşesinde seni düşünerek geçirdiğim zamanın,zaman zaman canımdan can aldığının farkındayım.uzun uzun düşünmelerin senle başlayıp senle bitmesi ve bu düşüncelerin bir çığ gibi büyüyerek üstüme düşmesi daha büyük bir ağırlığı yüklüyor yüreğime.hala zaman zaman zamansızca aklımdan çıkacağın günü bekliyorumda meğer can bedenden çıkmayınca gelmezmiş o gün.bilmiyorum bu yükü bu ayaklar ne kadar daha taşır.boşver koptuğu yerde bırak bu beden orda kalsın.ben yine de sen diyor ve SENİ SEVİYORUM.
_____________________ZALİMYAR______________
Zamanın Birinde Özel Birine Yazılmıştı...:)
ANATOLİA
25-04-2007, 14:06
Emeğine sağlık pusat :). Yanlız aklından çıkarmak istediğin her neyse kalsın derim ben....
zalimyar
25-04-2007, 14:12
zaten çıkmıyorda bu arada ben farkına vardım bizden başka kimse yazmıyor yaf..atışma yeri oldu bura...:)
ANATOLİA
25-04-2007, 14:25
: ) bencede.. Kimse yazmak istemiyor galiba. Olsun biz yazarız senle değilmi?
zalimyar
25-04-2007, 14:31
gün gelirde yanacaksam eğer
bu senin ellerinde olsun
bu dünyadan gideceksem eğer
sevdan yüreğimde bi ömür dursun
aşkın öyle büyük ki içimde
ellere bile göstermedim
umudun ötesi de bi hayal kurdum
ikimiz için
günahsız aşkımızın en saf haliyle yaşamak için
ben her gece kendi sokağımda kaybolurken
umutsuz halime ümit oldun farkında olmadan
ıssız sahillere söyleyecek o kadar çok şeyim var ki artık
senin sayende sevdiğim
uzaklara gitsem de sevdan her an her dakika baş ucumda olacak
gözünden bi damla yaş düşmesin dayanamam
beni sensizliğe mahkum etme ne olur
yoksa üstünden kalkamam
seninle kurduğum düşlerin yarısını
gideceğim gecenin yokluğuyla özleştiriyorum
sen farkına varsan da varmasan da
o masum güzelliğin hayaliyle yaşarım
sensiz kaldığım o yerlerde
bu mevsimde çok güzel olursun düşlerimin içinde
uzaklarda olsamda şimdi
bende kalan resminle uyanırım
her günün ışıdığında
ateş de olsan gir içime
ben buna da razıyım
giderken bu şehre bıraktığım sevgimi
sahip çık benden başkası olmasın o ürkek yüreğinde..................
BAŞKASI OLMASIN İSTEMEM YÜREĞİNDE...................
ANATOLİA
25-04-2007, 14:41
Başta bir arkadaştın
Bir dostluk şerbetini içmeye aday
Bir dostun yansımasıydın
Farkında olmadan çelişkiler yarattın.
Ve ben seni sevdiğimi inkar etmiş olsamda
Elife olan sevgimi paylaşıyorsun
Uykusuz gecelerim senindir
Aydınlık gündüzler bizim
zalimyar
25-04-2007, 14:52
Ey benim uğruna vebal aldığım
Müebbetin bu bedeni yıkarmı söyle
Bir paslı ranzaya nikah kıydığım
Taş duvarlar bir gün benden bıkarmı söyle
Üç beş sene senin için
Birkaç infaz benim için
Bu voltada bizim için
Yeter mi söyle
Sırmabelik saçlarına güller taktığım
Elin hala ellerimi tanırmı söyle
Ağ göğsün üstüne başım koyup yattığım
Bu haftada görüş günü gelirmi söyle
Üç beş sene senin için
Birkaç infaz benim için
Bu voltada bizim için
Yeter mi söyle
Bir bardak demli çaya uyku sattığım
Yarım cıgaram sabahı edermi söyle
Boynuma hasretini ilme yaptığım
Acep ölüm ayrılıktan betermi söyle
Üç beş sene senin için
Birkaç infaz benim için
Bu voltada bizim için
Yeter mi söyle
Beni bilirsin yanlışsızım
Hani beni tanırsın ya kuralsızım
Benki senin için canımdan geçtim
Benki namusuma pranga seçtim
Benki bir laf için bir kefen biçtim
Sana dünya ahiret nikah kıydım and içtim
Bu müebbet bu müebbet senin için yeter mi yeter mi söyle
AHMET YILMAZ
ANATOLİA
25-04-2007, 18:21
Arz-ı Hâlim Eyle Kaşı Kemana
Arz-ı hâlim eyle kaşı kemana
Acep canan bendesine küstü mü
Divane gönlümüz düştü gümana
Bizden Tanrı selâmını kesti mi
Bunda konan göçer eğlenmez kervan
Devredip dönmede bu çarh-ı devran
Dilerim bulmasın derdine derman
Benden ayrı düşürenler dostumu
Aşkın kitabını destime aldım
Yitirdim kendimi hasrette kaldım
Efkâr hanesine tekyeşîn oldum
Bir külhana döşesinler postumu
Çare nedir kalem böyle çalınmış
Siyah zülfün gerdanına salınmış
Bölük bölük mâh yüzüne bölünmüş
Mecnun bâd-ı sabâ hilâf esti mi
Mecnuni
ulukavak
26-04-2007, 18:54
Aşığım
Aşkınla sararıp solacak kadar
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
seviyorum desem inanır mısın?
ben kendim yazdım gerçekten aşk insana gerçeyi yaptırıyor
zalimyar
27-04-2007, 04:46
söz vermiştim sana bir gece şiir tadında birşeyler yazacağıma dair.
bak yine gece oldu çöktü üstüme yokluğun...
kanıyor sanki içimde biryerler....
ne etsem durduramıyorum ne etsem acıyor...
zifiri karanlık dirhem dirhem yok ediyor...
sanki düşmanı benmişim gibi soluğumu kesiyor..
oda biliyor sensiz kaldığımı eksik kaldığımı....
aslında kahrediyor bu sensizlik duyuyormusun kahrediyor...
ve seninde bildiğin gibi dön demeye gücümde yetmiyor...
usuldan karışıyorum gecenin karanlığına...
bunun son olacağına eminim son olacağım artık...
ve ben seni hep bıraktığın yerde....
bıraktığın gibi bekliyor olacağım...
son olan birinin son sözüde tıbkı sonu gibi olur...
acımtırak sessizce ağlayarak ve usuldan...
SENİ SEVİYORUM....
söz vermiştim karşına çıkmayacağım diye bak çıktım ve gidiyorum..:)
umarım beğenilir.....
ANATOLİA
27-04-2007, 19:25
Mecnun Gibi Çıktım Gittim Çöllere
Mecnun gibi çıktım gittim çöllere
Gözün sevem Leyla unutma beni
Felek saldı bizi gurbet ellere
Gözün sevem Leyla unutma beni
Mevlam takdir etmiş bende bu karı
Yaktı ciğerciğim bu hasret narı
Gahi gahi ben kulunu an bari
Gözün sevem Leyla unutma beni
Ağlayu ağlayu Hakk'a yüz tuttum
Dost amin dedi ben dua ettim
Hüdaya ısmarladım işte ben gittim
Gözün sevem Leyla unutma beni
Der Mecnuni ayrılığa yok çare
İşlesin bende açtığın bu yara
Seni ısmarladım Gani Settara
Gözün sevem Leyla unutma beni
cesar1993
27-04-2007, 23:49
Ey milletim
Ben Mustafa Kemal'im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsin diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yoksa cağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükcüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ
ANATOLİA
28-04-2007, 08:28
ilkokulda ezberletip, koca okulun önünde okutmuştu öğretmenim. Unutamadığım birkaç özel şiirden biri.
MUSTAFA KEMAL İN KAĞNISI
Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden
Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden
İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden
Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden
Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
ANATOLİA
30-04-2007, 14:46
BEYAZ GÜL
Seni arıyorum kalabalık caddelerde,
Tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun...
Perişan hallerimin başladığı yerde,
Sana sesleniyorum duyuyormusun?
Beyaz güller açtı bahçelerde, sevdiğin...
Ya o karanfil, baygın kokulu çiçek.
Gel yanlızlık bahçeme beyazlar giyin,
Anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek...
Odamı süsleyen ellerini uzat,
Hazzından dile gelsin bastığın halı.
Açılsın sevincinden perdeler kat kat,
Işık ve ateş senin için yanmalı...
Sonra çevir düğmesini radyonun
Sevdiğin musiki dolsun odama,
Dinle şarkısını büyük koronun,
Beni düşün! Beni düşün ağlama...
İçimden bir ses diyorki sabret,
Sonu gelecek bu yanlızlığın.
Bütün aynalar gülecek elbet,
Açılacak kapılar ansızın...
Yanlız sen varsın beyaz gülüm
Evde bahçede ve sokakta.
Bir eylül akşamı gördüğüm,
O beyaz hayalsin uzakta...
Yakınsın yanlızlık kadar,
Uzaksın yakınmış gibi.
Sensiz yaşadığım yıllar
Bu kadar güzel değildi...
Yeter... Artık yeter,
Karanfiller açtı gel...
Kış bahçesinde, güller
Beyaz güller açtı gel!!!
ÜMÜT YAŞAR OĞUZCAN
zalimyar
01-05-2007, 20:09
Sen Benim Hiç Bir Şeyimsin / Attila İlhan
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
ANATOLİA
03-05-2007, 00:39
ZORLA
Kendiliğimden şiir yazmadım
Şiir yazdırttı kendini
Hiçbir seviyi ben bırakmadım
Seviler bıraktırttı kendini
Kaçmadığıma bakmayın siz
Döğüştümse namus deyip
Hiçbir kavgayı ben çıkarmadım
Kavgaya zorladılar beni
Bu amansız yarışa kendim girmedim
Soluk soluğa yarışta buldum kendimi
Gönüllü katılmadım hiçbirine
İstesem de istemesem de yarışa kattılar beni
Biliyorum ki yazılan artık yaşanmaz
Ben yazmak istemedim
Yaşamak istedim sevgimi
Kendileri yazdırttılar kendilerini..
AZİZ NESİN
MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN
VE HANIMELLERİ
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev
NAZIM HİKMET
ANATOLİA
03-05-2007, 19:03
Aman Allahım klon sen burda ve bu şiirle:confused: Kesin kıyamet kopacak!!!
Bu arada bu şiiri çok sevdim ben, özellikle mavi göz kısmına :)
ANATOLİA
03-05-2007, 19:43
VAZGEÇTİM...
Her gece yatağımda uykusuz
Bir o yana bir bu yana dönüp durdum
Görmek için düşümde hayalimde
Duymak için sesini
Kaç kere uzandı ellerim telefona
Aşkı, oyun bilişin aklıma geldi
VAZGEÇTİM..
Gezip durdum perişanlar gibi
Kâh sahillerde kâh tenha sokaklarda
Hayal kurup sen diye
Ağaçlara, dağlara, taşlara sarıldım
Elleri güldürecektim halime
İhanetin aklıma geldi
VAZGEÇTİM..
Açıp ellerimi yalvardım tanrıya
Bir defacık tutmak için ellerini
Koklamak için saçlarını
Adaklar adayacaktım evliyalara
Umursuzluğun aklıma geldi
VAZGEÇTİM..
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin
Acılardan zevk alır hale getirmiştin
Yinede
Görmek için seni, şeytana uyup
Bir daha bozacaktım yeminimi
Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi
VAZGEÇTİM..
Paylaştığımızı sandığım
Güzel günler hatırına
Suçlu benmişim gibi
Af dileyecektim, gözlerine bakıp,
Her türlü cezana razı olacaktım
Boynumu büküp,
Bir daha gelecektim kapına
Başkasını
Başkasını sevdiğin aklıma geldi
VAZGEÇTİM....
Mustafa Karamelek
bende bilmiom bizim i edebiyatçı vardı o soğutmuştu şiirden şimdi sevmeye başladım
bu da favorilerimden nazım hikmetin sevgilisine yazdığı şiir mektubu
Senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
Belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylü