luca
22-09-2007, 13:40
Dolunay
Çoook çok eskiden, yesil bir vadinin içinde bir irmak kiyisinda kurulu bir köy varmis, taa dünyanin öbür ucunda. Çok eski dedik ya, o zamanlar gündüzleri pek günesli geçermis, yagmur yagmadikça; geceleri hep yildizli olurmus, bulutlar olmadikça. Köy sakinleri tarimla ugrasirlarmis, hayvanlar avlarlarmis, uçsuz, bucaksiz arazilerinden,sularini kaynagi çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,irmaktan alirlarmis.Köyde herkes birbirini sever,sayarmis. Köyde bir tek kisinin kalbinde, öyle büyük bir sevgi varmis ki, bütün köyünküne bedelmis;Dolun'un Intera'ya olan askiymis bu. Kiz, Dolun'u bilirmis de tanimazmis yakindan. Dolun dayanamamis; bir gün gitmis kizin yanina sormus Intera'ya onunla evlenip evlenmeyecegini.Intera demis ki, Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama benim isteyenim çoktur, her gelen kisiden ayni seyi ister benim babam. Ancak babamin bu istegini yerine getiren benimle evlenir. "Dolun sasirmis."Sensin benim kalbimin sahibi" diyerek baslamis sözüne "Senin dilegin benim için bir emirdir, söyle istegini hemen yapayim" demis askina.Intera demis ki; "Bir çiçek vardır; yapraklari gümüsten tomurcuklari elmastan, onu ister babam, benle evlenmek isteyenden". Dolun, "Bekle beni" demis Intera'ya,"hemen gidip getireyim o çiçegi ama nerededir yeri? "Intera parmagiyla göstermis akan irmagi; "İşte bu irmagin kaynagindadir der babam,kirk gün yürümek gerekirmis oraya varmak için ama bir giden bir daha gelmedi simdiye dek çünkü oralar büyülüymüs derler, giden geri gelmezmis çünkü, buralardan çok daha güzelmis oralar. Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki,bu dünyada" demis Intera'ya "Dönecegim, o çiçekle,dönecegim çünkü seviyorum seni, çünkü sensiz anlami olmaz benim için o güzelligin". Dolun cikmis yola sonra. Kirk gün yürümüs irmagin yanindan. Hep ne kadar sevdigini düsünmüs Intera'yi yol boyunca.Aklindaki Intera'ymis, tek amaci ise; o çiçek.Kirkinci gün kalkmis Dolun sabah erkenden ,yüzünü yikamis irmakta anlamis çok yaklastigini kaynagina irmagin suyunun serinliginden. Devam etmis yoluna sonra.Biraz sonra varmis kaynaga, bütün yesilliklerle çevrili bir göl varmis kaynakta, gölün ortasinda bir adacik, adacigin üstünde de o çiçek duruyormus. Anlamis Intera'nin anlattigi çiçek oldugunu, güzelliginden. Yüzmeye baslamis adaya dogru hemen. Adaya çikinca karsisinda bir adam belirmis Dolun'un.Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni,koruyucusu oldugu gibi, bende bu çiçegin koruyucusuyum, eger almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demis. Dolun saskin ve de kararli bir tonla "Ben o çiçegi alacagim sonra askima kavusacagim" demis. "Hiç bir sey beni kararimdan çeviremez". "O zaman beni biraz dinleyeceksin" demis Salut... "Sana neden koparmaman gerektigini anlatacagim,eger halâ ikna olmazsan o zaman izin veririm almana". Dolun ikna olmus ve çökmüs yoncalarin üstüne, baslamis dinlemeye... "Eger bir seyi çok fazla istersen ve engelin yoksa önünde; onu alirsin. Hayatta böyledir, insan engelleri asarsa yasamina devam edebilir. Bu çiçek de sadece yasam için birseyler yapacaksan engelleri kaldirir önünden çünkü, onun da bir görevi var. Bu çiçek, sadece 28 gecede bir açar yapraklarini ve döker parlayan tohumlarini göle, bu sayede buradaki sular yükselir ve irmaktan tasar gider zamanla. Bu irmak sayesinde yasar bu dogadaki yesillikler, insanlar, hayvanlar." demis Salut. Dolun baslamis düsünmeye, eger çiçegi koparirsa kavusacaktir sevdigine ama kuruyacaktir irmaklari bunun yaninda. Sonunda çiçegin basina çöker kalir Dolun. Gümüş yapraklarinda kendini görür Dolun, çiçegin. Yaninda Intera vardir ama niye mutsuzdur ikiside. Aslinda kalbindeki tek endiseyi görür Dolun. Zaman geçtikçe Dolun'un düsünceleri yogunlasir kafasinda. Mutsuzlugunu düsünür, çiçeksiz, Intera'siz bir yasam düsünür. Koparamaz çiçegi günlerce Dolun, artik yasamaktan zevk almaz sekilde sadece askini düsünerek beklemeye baslar olacaklari. Bir gece çiçek tohumlarini birakirken göle bir tomurcuk da Dolun'un sertlesmis kalbinin üstüne düsmüs, aniden Dolun kalbindeki askinin büyüklügü kadar kocaman bir tasa dönmüs, tas o kadar büyükmüs ki, dünyaya sıgmamis, gökyüzüne yükselmis ve Dünya ile dönmeye baslamis. Böylece Ay olmus Dolun'un kalbi Dünya'ya O günden sonra sadece 28 gecede bir göstermis Dolun kalbinin tüm yüzünü, askinin bütün pariltisini digerlerine; sadece o gecelerde aydinlatmis Dünya'yi ayni çiçek gibi...
Artemis ve büyük aşkı Orion
Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek için çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'i vazgeçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi.
Orion denize girmiş yüzüyordu. Kıyıdan o kadar uzaklaşmıştı ki, başı kara küçük bir nokta gibi görünüyordu. Apollon kızkardeşini yanına çağırdı, uzaktan görünen kara noktayı ona göstererek "Oraya kadar okunu gönderebilir misin" dedi. Artemis heyecanla yayını hazırlarken o kara noktanın sevdiği erkeğin başı olabileceğini nerden bilecekti ki. Yayını çekti ve ok fırladı. Çok iyi nişancı olan Artemis'in oku tam hedefi vurmuştu ve Artemis bilmeden sevdiği erkeği başından vurmuştu. Bu ölüm onu çok üzdü günlerce bulutların ardına gizlendi gök yüzünde dolaşmaz geceleri yeryüzünü aydınlatmaz oldu. Sonunda bir gün babasının yanına giderek ondan Orion'u bir takım yıldız olarak gökyüzüne çıkarmasını istedi. Zeus ta kızının bu arzusunu yerine getirdi.
Daphne Adındaki Güzel Kızın Defne Ağacı Oluşu
Bir gün Apollon Thessalia'da kıyıları ağaçlarla gölgelenen Peneus ırmağı kenarında, güzel genç bir kız gördü. Bu güzelin adı Daphne idi ve Apollon görür gürmez ona aşık olmuştu. Daphne ormanların derinliklerinde dolaşmaktan zevk alırdı, ay ışığında yabani hayvanları kovalamak avlamak en büyük eğlencesi idi. Yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu. Dahası Daphne hayatı boyunca yalnız yaşamaya yemin etmişti. Erkeklerden nefret ediyordu bu yüzden evlenmeyi kesinlikle istemiyordu.
Fakat Apollon ona delicesine tutulmuş peşini bırakmıyordu. Ormanda karşılaştıklarında Tanrı Apollon güzeller güzeli bu kızla konuşmak istedi ancak Daphne ondan korkarak koşmaya başladı. Apollon ne dediyse onu durmaya ikna edememişti, Daphne korkmuştu bir kere. Yorgun düşene kadar koştu koştu, daha fazla koşacak gücü kalmadığında yere yıkıldı ve toprak anaya yalvarmaya başladı.
"Ey toprakana beni ört beni sakla, kurtar"
Toprakana onun yakarışını duymuştu, az sonra Daphne yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini, odunlaşmaya başladığını hissetti. Gri renginde bir kabuk göğsünü kapladı. Güzel kokulu saçları yapraklara dönüştü ve kolları dallar halinde uzandı, küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.
Apollon sevdiği kıza sarılmak isterken bu Defne ağacına çarpınca şaşırdı. O günden sonra Defne ağacı Apollonun en sevdiği ağaç oldu, ve defne yaprakları genç tanrının saçlarının çelengi oldu. Kahramanlara ödül olarak defne yapraklarından yapılma taçlar taktılar.
Çoook çok eskiden, yesil bir vadinin içinde bir irmak kiyisinda kurulu bir köy varmis, taa dünyanin öbür ucunda. Çok eski dedik ya, o zamanlar gündüzleri pek günesli geçermis, yagmur yagmadikça; geceleri hep yildizli olurmus, bulutlar olmadikça. Köy sakinleri tarimla ugrasirlarmis, hayvanlar avlarlarmis, uçsuz, bucaksiz arazilerinden,sularini kaynagi çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,irmaktan alirlarmis.Köyde herkes birbirini sever,sayarmis. Köyde bir tek kisinin kalbinde, öyle büyük bir sevgi varmis ki, bütün köyünküne bedelmis;Dolun'un Intera'ya olan askiymis bu. Kiz, Dolun'u bilirmis de tanimazmis yakindan. Dolun dayanamamis; bir gün gitmis kizin yanina sormus Intera'ya onunla evlenip evlenmeyecegini.Intera demis ki, Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama benim isteyenim çoktur, her gelen kisiden ayni seyi ister benim babam. Ancak babamin bu istegini yerine getiren benimle evlenir. "Dolun sasirmis."Sensin benim kalbimin sahibi" diyerek baslamis sözüne "Senin dilegin benim için bir emirdir, söyle istegini hemen yapayim" demis askina.Intera demis ki; "Bir çiçek vardır; yapraklari gümüsten tomurcuklari elmastan, onu ister babam, benle evlenmek isteyenden". Dolun, "Bekle beni" demis Intera'ya,"hemen gidip getireyim o çiçegi ama nerededir yeri? "Intera parmagiyla göstermis akan irmagi; "İşte bu irmagin kaynagindadir der babam,kirk gün yürümek gerekirmis oraya varmak için ama bir giden bir daha gelmedi simdiye dek çünkü oralar büyülüymüs derler, giden geri gelmezmis çünkü, buralardan çok daha güzelmis oralar. Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki,bu dünyada" demis Intera'ya "Dönecegim, o çiçekle,dönecegim çünkü seviyorum seni, çünkü sensiz anlami olmaz benim için o güzelligin". Dolun cikmis yola sonra. Kirk gün yürümüs irmagin yanindan. Hep ne kadar sevdigini düsünmüs Intera'yi yol boyunca.Aklindaki Intera'ymis, tek amaci ise; o çiçek.Kirkinci gün kalkmis Dolun sabah erkenden ,yüzünü yikamis irmakta anlamis çok yaklastigini kaynagina irmagin suyunun serinliginden. Devam etmis yoluna sonra.Biraz sonra varmis kaynaga, bütün yesilliklerle çevrili bir göl varmis kaynakta, gölün ortasinda bir adacik, adacigin üstünde de o çiçek duruyormus. Anlamis Intera'nin anlattigi çiçek oldugunu, güzelliginden. Yüzmeye baslamis adaya dogru hemen. Adaya çikinca karsisinda bir adam belirmis Dolun'un.Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni,koruyucusu oldugu gibi, bende bu çiçegin koruyucusuyum, eger almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demis. Dolun saskin ve de kararli bir tonla "Ben o çiçegi alacagim sonra askima kavusacagim" demis. "Hiç bir sey beni kararimdan çeviremez". "O zaman beni biraz dinleyeceksin" demis Salut... "Sana neden koparmaman gerektigini anlatacagim,eger halâ ikna olmazsan o zaman izin veririm almana". Dolun ikna olmus ve çökmüs yoncalarin üstüne, baslamis dinlemeye... "Eger bir seyi çok fazla istersen ve engelin yoksa önünde; onu alirsin. Hayatta böyledir, insan engelleri asarsa yasamina devam edebilir. Bu çiçek de sadece yasam için birseyler yapacaksan engelleri kaldirir önünden çünkü, onun da bir görevi var. Bu çiçek, sadece 28 gecede bir açar yapraklarini ve döker parlayan tohumlarini göle, bu sayede buradaki sular yükselir ve irmaktan tasar gider zamanla. Bu irmak sayesinde yasar bu dogadaki yesillikler, insanlar, hayvanlar." demis Salut. Dolun baslamis düsünmeye, eger çiçegi koparirsa kavusacaktir sevdigine ama kuruyacaktir irmaklari bunun yaninda. Sonunda çiçegin basina çöker kalir Dolun. Gümüş yapraklarinda kendini görür Dolun, çiçegin. Yaninda Intera vardir ama niye mutsuzdur ikiside. Aslinda kalbindeki tek endiseyi görür Dolun. Zaman geçtikçe Dolun'un düsünceleri yogunlasir kafasinda. Mutsuzlugunu düsünür, çiçeksiz, Intera'siz bir yasam düsünür. Koparamaz çiçegi günlerce Dolun, artik yasamaktan zevk almaz sekilde sadece askini düsünerek beklemeye baslar olacaklari. Bir gece çiçek tohumlarini birakirken göle bir tomurcuk da Dolun'un sertlesmis kalbinin üstüne düsmüs, aniden Dolun kalbindeki askinin büyüklügü kadar kocaman bir tasa dönmüs, tas o kadar büyükmüs ki, dünyaya sıgmamis, gökyüzüne yükselmis ve Dünya ile dönmeye baslamis. Böylece Ay olmus Dolun'un kalbi Dünya'ya O günden sonra sadece 28 gecede bir göstermis Dolun kalbinin tüm yüzünü, askinin bütün pariltisini digerlerine; sadece o gecelerde aydinlatmis Dünya'yi ayni çiçek gibi...
Artemis ve büyük aşkı Orion
Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek için çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'i vazgeçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi.
Orion denize girmiş yüzüyordu. Kıyıdan o kadar uzaklaşmıştı ki, başı kara küçük bir nokta gibi görünüyordu. Apollon kızkardeşini yanına çağırdı, uzaktan görünen kara noktayı ona göstererek "Oraya kadar okunu gönderebilir misin" dedi. Artemis heyecanla yayını hazırlarken o kara noktanın sevdiği erkeğin başı olabileceğini nerden bilecekti ki. Yayını çekti ve ok fırladı. Çok iyi nişancı olan Artemis'in oku tam hedefi vurmuştu ve Artemis bilmeden sevdiği erkeği başından vurmuştu. Bu ölüm onu çok üzdü günlerce bulutların ardına gizlendi gök yüzünde dolaşmaz geceleri yeryüzünü aydınlatmaz oldu. Sonunda bir gün babasının yanına giderek ondan Orion'u bir takım yıldız olarak gökyüzüne çıkarmasını istedi. Zeus ta kızının bu arzusunu yerine getirdi.
Daphne Adındaki Güzel Kızın Defne Ağacı Oluşu
Bir gün Apollon Thessalia'da kıyıları ağaçlarla gölgelenen Peneus ırmağı kenarında, güzel genç bir kız gördü. Bu güzelin adı Daphne idi ve Apollon görür gürmez ona aşık olmuştu. Daphne ormanların derinliklerinde dolaşmaktan zevk alırdı, ay ışığında yabani hayvanları kovalamak avlamak en büyük eğlencesi idi. Yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu. Dahası Daphne hayatı boyunca yalnız yaşamaya yemin etmişti. Erkeklerden nefret ediyordu bu yüzden evlenmeyi kesinlikle istemiyordu.
Fakat Apollon ona delicesine tutulmuş peşini bırakmıyordu. Ormanda karşılaştıklarında Tanrı Apollon güzeller güzeli bu kızla konuşmak istedi ancak Daphne ondan korkarak koşmaya başladı. Apollon ne dediyse onu durmaya ikna edememişti, Daphne korkmuştu bir kere. Yorgun düşene kadar koştu koştu, daha fazla koşacak gücü kalmadığında yere yıkıldı ve toprak anaya yalvarmaya başladı.
"Ey toprakana beni ört beni sakla, kurtar"
Toprakana onun yakarışını duymuştu, az sonra Daphne yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini, odunlaşmaya başladığını hissetti. Gri renginde bir kabuk göğsünü kapladı. Güzel kokulu saçları yapraklara dönüştü ve kolları dallar halinde uzandı, küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.
Apollon sevdiği kıza sarılmak isterken bu Defne ağacına çarpınca şaşırdı. O günden sonra Defne ağacı Apollonun en sevdiği ağaç oldu, ve defne yaprakları genç tanrının saçlarının çelengi oldu. Kahramanlara ödül olarak defne yapraklarından yapılma taçlar taktılar.