PDA

Tüm Versiyonu Göster : Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim


qqqq
12-09-2007, 06:35
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan,
Sadece işin düştüğünde aramandan.
Naber, nasılsın lâfının arkasına Bir görüşelim mi?ekleyememenden,
Anlamalıydım sevgisizliğini.
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken,
Senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından,
Ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça
Yem atmandan anlamalıydım
Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı,
Bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda
Fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi
Bir bunları severdim bir de seni sevdim
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim...
İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da
Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun dan başka bir şeydi bu
Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim.
Olmadı
Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan
Hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün,
Emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden
Öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim,
Onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü,
Beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim
Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi
O zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum
Şimdi tekrar başlasak da,
Yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir,
Gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun?
Şimdi artık tek başınayım
Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.
iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum,
Üşürüm diye kazağını giymiyorum,
Ağlarım diye türkü söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi sevmiyorum..!!!

catli60
12-09-2007, 07:03
paylasimin icin tesekürler

veled
12-09-2007, 10:00
Güzel şiir ama aşk şiirlerini hep abartılı bulmuşumdur...

ANATOLİA
12-09-2007, 14:55
Ben duygusuz biri değilim, bende üzülürüm. Bende ağlarım. Ama şu varki benim üzüntülerim gözyaşlarım içime akar. Göstermem kimseye, Ağlamak zayıflık dendi, bana bu öğretildi. Zayıf olursan yok ederler ezerler, duygusallık yok acımak yok! dendi. Bu yüzden gösteremem ya asıl ruhumu, karşımdaki ağlarken bir taş gibi görünmemde bu yüzden. Dıştan umursamaz, bencil yada katı biri gibi göründüm sana belki, gel sen birde benim iç dünyama bak o halde. Gel gör içimdeki küçük çocuğu.

Sen ağlarken, seni teselli edememem bu yüzden, ben hiç teselli edilmedimki. Bilmem teselli etmesini. İstesemde cümleler boğazıma dizilir konuşamam. Çok şey söylemek isterdim oysa, nerden başlanır nasıl devamı getirilir bilemedim.

Duygularımı sözcüklere dökmedim hiç, hiç göstermedim gerçek beni. Hep karşıdaki insanın çözmesini bekledim BENİ. Açamadım hislerimi, söyleyemedim bildiklerimi. İçimde hep anlaşılamama korkusu, hep aldatılma endişesi yaşadım.

Bana bu öğretildi çünkü, kendin olursan üzülürsün, kendin olursan bitirirler. Hayat acımasız insan dolu, pusuda bekleyen akbaba gibidir insanlar. Derin denizlerdeki köpek balıkları kadar vahşi olurlar. Öyleyse üzülmeden önce üzeceksin, yok edilmeden önce yok edeceksin dendi bana.

Ben hiç bir insanla oynamadım, hiç bir yaşamı yok etmedim, ve hiç bir kalbi kırmadım, öğretilenlere inat. Ama kendimide korudum kimseyi yaklaştırmayarak, ben hiç bir zaman kırılmadım, hiç bir zaman benimle oynanmasına müsade etmedim.

Hiç planlamamıştım bütün bu olanları. Daha doğrusu planlarımın içinde sana sevgi duymak yoktu. Çok da kalmayacaktım buralarda gerçi, az bir işim vardı ya... Nasıl oldu, nasıl başladı bende bilmiyorum sana olan duygularım. Bir ağa takıldım sonrada çıkamadım bir daha. Belkide çıkmak istemedim kim bilir...

Uzak kalmaya çalıştım, kendimi senden ittikçe farkettimki daha çok yaklaşıyorum sana. Daha çok bağlanıyorum. Oysa benim bağlanmamam gerekiyordu, aşk denen şeyi bilmemem tanımamam gerekti. Nasıl Güneşle Ay birbirine uzak kalmalı ise, benle sende uzak olmalıydık. Yoksa yanardın, varlığın devam edemezdi.

Her zaman bildim, hissettim beni sevdiğini. Beni düşündüğünü. Her zaman bildim emin insan olduğunu. Her karışık cevabında bile içimdeki sen fısıldıyordu bana, senin doğru olduğunu. Yüreğin temizdi, belki karışık karmaşık, belki kirliydin. Ama ruhunun temizdi.

Sen iyiydin doğruydun, belki anlayışsızdın ama iyi yumuşak bir kalbin vardı. Ya ben..... Ben taş olmalıydım taş olmuştum, böyle gerekiyordu.

Yaşamımı her anlatmaya çalıştığımda, alaycı bir üslupla yaklaştın. Halbuki bir bilseydin sana anlatacaklarımın benim özüm olduğunu. Hep diyorsunya, anlamadın inanmadın diye. Ya sen inandınmı? Ya sen anladınmı? Evet çabaladın kabul ediyorum, ama yapamadın. Sana göre inanılmaz şeydi benim yaşamım.

Sen hiç benim hayatım gibi bir hayat yaşamadınki.... Sen hiç benim çevremdeki insanlar gibi birilerini tanımadınki.... İnanmamak kolay geldi sana. Aklın almadı çünkü....

Her zaman anladım seni, her zaman üzüntünle üzüldüm, Senle ağladım senle güldüm. Sen yanımda yokken bile ben senleydim. Kaybında seninle ağlayan bendim, hiçmi hissetmedin varlığımı? Göğsünde kendi yüreğinin sesi dışında, başka bir yüreğin atışlarını hiç mi duymadın? Hiç mi kulağına gelmedi sesim? Oysaki hep fısıldadım yanındayım diye.... Hiç durduk yere yüreğin sıkışmadımı? Nefessiz kalmadınmı aniden?

Senin her kendini yalnız hissettiğinde bende senle yalnızlık hissettim. Senin yüreğine her ok saplanışında acısını ben duydum, ta içimde. Güldüğün zaman hissettim, mutlu o dedim. Özlediğin zaman, yüreğin yandığı zaman benimde içim daraldı, bildim. Hatırladığında, beni her andığında, her adımı söylediğinde, bende rüzgarları sana yolladım. Hiçmi farketmedin tatlı bir esinti?

Alıntı.....

kosovalı1993
22-09-2007, 17:06
merveninkide nisa ablanınkide çok güzel...