*titanic*
16-08-2007, 23:57
Karanlığın Ortası(Part=4)
Tesadüf eseri bulmuş olduğum o yere mutlaka bakmamız gerekiyordu ama nasıl ve ne ile.Kapının açılması çok zor gönürüyordu.Jack ağaçtan kopardığı bir dalla kapıyı açmaya çalıştı.Dalı tam halkaya yerleştirmişti ki Sean engelledi.Sinirli bir biçimde:
-"Burası unutulmuş bir yer.Belki de lanetli.Neden kendimizi tehlikeye atıyoruz ki.Hem şehre iyice yaklaştık. Bırakın şu her yeri ölüm kokan yeri."demişti ki o sırada Ben sözünü kestim.
-"Eğer korkuyorsan sen şehre gidebilirsin ama biz burada ne var ona mutlaka bakacağız.Lütfen işimize karışma ve burnunu her işe sokma."
Sean bunu duyunca suratını astı çantalarını toplayıp şehre doğru yol aldı.Tabi Helena onu yalnız bırakmadı kendisi de istemeden de olsa peşinden gitti.Kısa süre sonra ikisi de göz önünden kayboldu.Jack hâlâ kapıyı açmaya çalışıyordu.Biraz zorlamadan sonra dal kırıldı.Jack dalın kırılmasıyla sinirlendi ve kapının koluna sertçe bir tekme attı.O kadar zorlamayla açılmayan kapı alt tarafı bir tekmeyle açılmıştı.Artık önümüzde engel kalmamıştı.Ama ufak bir sorun vardı.İçerisi çok karanlıktı.Güneş ışıkları hiç ama hiç içeri uğramıyordu.Ama Jack ona da bir çözüm bulmuştu.Üçümüzün de yanında çakmak vardı.Jack ufak ama kalın bir dal aldı.Gömleğinin sol kol tarafını tamamen yırtarak dala saldır.Çakmak gazlarını da bezin üstüne döktü.Yanındaki kibritleri de kullanarak bezi yaktı.Artık elimizde bize ışık kaynağı olacak bir meşale vardı.Fakat bu meşale fazla dayanamazdı.En fazla yarım saat yanabilirdi.İçerisi ne kadar büyük bilmiyorduk.Ama çok iğrenç kokuyordu.Sanki et kokusu gibiydi.Tüm bunları düşünürken artık içeriye girme vaktinin geldiğini düşünmeye başladık.Tim'in sesiyle içeriye girdik.İçerisi karanlıktı ama meşale sayesinde çevremizi görüyorduk.Bir yerden sonra yavaş yavaş bir sıvı içine girdiğimizi fark ettik.Aynı plaja girer gibi yavaş yavaş yürüdükçe su yükseliyordu.Artık korkmaya başlamıştım.Geri dönmek istiyordum ki sudan geçen yaratıkları görünce çığlıklar atmaya başladım.Bu yaratıklar tiksindirici lağım fareleriydi.Aşırı sese dayanamayan bu yer birden sarsılmaya başladı.Yer altında deprem oluyordu.Bulunduğumuz yer çöküyordu.Tabi yer çöktükçe dizlerime gelen su belimize kadar çıkıyordu.Artık çaremiz yoktu.Kurtulmamız mucize olurdu.Artık sallantı şiddetini artırmıştı.Üçümüzde de ümitler tükenmişti.Tüm kuvvetimle çığlık atıyordum.Bir ara tepemiz açılmaya başladı.Gökyüzü gözüküyordu.Kurtulmak için tek çaremiz orasıydı fakat bulunduğumuz toprak zemin iyice çökmüştü.Su artık en azından benim boğazıma kadar ulaşmıştı.Tim ve Jack uzun olduğu için su daha onların kaburgalarına yeni ulaşmıştı.Ben boğulmak üzereydim.Artık tepedeki açıklık kapanıyordu.Sallantı iyice arttı.Artık ben sürekli suyun dibini boylayıp zar zor geri kalkıyordum.Su artık boğazımı geçmiş dudak altıma kadar gelmişti.Üstüne üstlük yüzmeyi de bilmiyordum.Artık kendimi ölüme hazırlamıştım.Tepemizdeki boşluk iyice kapanıyordu.Tam su burnuma kadar geldiği sırada yukarıdan bir ses geldi dalı tut diye.Bu ses tanıdıktı.Dalı tutan Helena'ydı.Sean'la depremi his edince bizi merak etmişler ve bize bakmaya gelmişler.Dalda bir acayiplik vardı.Artık bunları düşünemeyecek kadar su yükselmişti.Ama dal bana kısa gelmişti.Jack beni kaldırdı ve dalı tutmamı sağladı.Ben çıktıktan hemen sonra Jack tırmanmaya başladı.Ama depremin etkisiyle boşluk daha hızlı bir biçimde kapanmaya başladı.Jack zar zor çıktı.Sıra Tim'e geldi.Dalı tuttu ve yukarı doğru tırmanmaya başladı.Fakat delik kapandı.Tim'in eli dışarıda kalmıştı.Elinden tuttuk çektik fakat elimize gelen tek şey.Tim'in kopmuş olan eliydi.
Karanlığın Ortası(Part=1) (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39633)
Karanlığın Ortası(Part=2)
(http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39670)
Karanlığın Ortası(Part=3) (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39682&highlight=Karanl%FD%F0%FDn+Ortas%FD%28Part3%29)
Tesadüf eseri bulmuş olduğum o yere mutlaka bakmamız gerekiyordu ama nasıl ve ne ile.Kapının açılması çok zor gönürüyordu.Jack ağaçtan kopardığı bir dalla kapıyı açmaya çalıştı.Dalı tam halkaya yerleştirmişti ki Sean engelledi.Sinirli bir biçimde:
-"Burası unutulmuş bir yer.Belki de lanetli.Neden kendimizi tehlikeye atıyoruz ki.Hem şehre iyice yaklaştık. Bırakın şu her yeri ölüm kokan yeri."demişti ki o sırada Ben sözünü kestim.
-"Eğer korkuyorsan sen şehre gidebilirsin ama biz burada ne var ona mutlaka bakacağız.Lütfen işimize karışma ve burnunu her işe sokma."
Sean bunu duyunca suratını astı çantalarını toplayıp şehre doğru yol aldı.Tabi Helena onu yalnız bırakmadı kendisi de istemeden de olsa peşinden gitti.Kısa süre sonra ikisi de göz önünden kayboldu.Jack hâlâ kapıyı açmaya çalışıyordu.Biraz zorlamadan sonra dal kırıldı.Jack dalın kırılmasıyla sinirlendi ve kapının koluna sertçe bir tekme attı.O kadar zorlamayla açılmayan kapı alt tarafı bir tekmeyle açılmıştı.Artık önümüzde engel kalmamıştı.Ama ufak bir sorun vardı.İçerisi çok karanlıktı.Güneş ışıkları hiç ama hiç içeri uğramıyordu.Ama Jack ona da bir çözüm bulmuştu.Üçümüzün de yanında çakmak vardı.Jack ufak ama kalın bir dal aldı.Gömleğinin sol kol tarafını tamamen yırtarak dala saldır.Çakmak gazlarını da bezin üstüne döktü.Yanındaki kibritleri de kullanarak bezi yaktı.Artık elimizde bize ışık kaynağı olacak bir meşale vardı.Fakat bu meşale fazla dayanamazdı.En fazla yarım saat yanabilirdi.İçerisi ne kadar büyük bilmiyorduk.Ama çok iğrenç kokuyordu.Sanki et kokusu gibiydi.Tüm bunları düşünürken artık içeriye girme vaktinin geldiğini düşünmeye başladık.Tim'in sesiyle içeriye girdik.İçerisi karanlıktı ama meşale sayesinde çevremizi görüyorduk.Bir yerden sonra yavaş yavaş bir sıvı içine girdiğimizi fark ettik.Aynı plaja girer gibi yavaş yavaş yürüdükçe su yükseliyordu.Artık korkmaya başlamıştım.Geri dönmek istiyordum ki sudan geçen yaratıkları görünce çığlıklar atmaya başladım.Bu yaratıklar tiksindirici lağım fareleriydi.Aşırı sese dayanamayan bu yer birden sarsılmaya başladı.Yer altında deprem oluyordu.Bulunduğumuz yer çöküyordu.Tabi yer çöktükçe dizlerime gelen su belimize kadar çıkıyordu.Artık çaremiz yoktu.Kurtulmamız mucize olurdu.Artık sallantı şiddetini artırmıştı.Üçümüzde de ümitler tükenmişti.Tüm kuvvetimle çığlık atıyordum.Bir ara tepemiz açılmaya başladı.Gökyüzü gözüküyordu.Kurtulmak için tek çaremiz orasıydı fakat bulunduğumuz toprak zemin iyice çökmüştü.Su artık en azından benim boğazıma kadar ulaşmıştı.Tim ve Jack uzun olduğu için su daha onların kaburgalarına yeni ulaşmıştı.Ben boğulmak üzereydim.Artık tepedeki açıklık kapanıyordu.Sallantı iyice arttı.Artık ben sürekli suyun dibini boylayıp zar zor geri kalkıyordum.Su artık boğazımı geçmiş dudak altıma kadar gelmişti.Üstüne üstlük yüzmeyi de bilmiyordum.Artık kendimi ölüme hazırlamıştım.Tepemizdeki boşluk iyice kapanıyordu.Tam su burnuma kadar geldiği sırada yukarıdan bir ses geldi dalı tut diye.Bu ses tanıdıktı.Dalı tutan Helena'ydı.Sean'la depremi his edince bizi merak etmişler ve bize bakmaya gelmişler.Dalda bir acayiplik vardı.Artık bunları düşünemeyecek kadar su yükselmişti.Ama dal bana kısa gelmişti.Jack beni kaldırdı ve dalı tutmamı sağladı.Ben çıktıktan hemen sonra Jack tırmanmaya başladı.Ama depremin etkisiyle boşluk daha hızlı bir biçimde kapanmaya başladı.Jack zar zor çıktı.Sıra Tim'e geldi.Dalı tuttu ve yukarı doğru tırmanmaya başladı.Fakat delik kapandı.Tim'in eli dışarıda kalmıştı.Elinden tuttuk çektik fakat elimize gelen tek şey.Tim'in kopmuş olan eliydi.
Karanlığın Ortası(Part=1) (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39633)
Karanlığın Ortası(Part=2)
(http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39670)
Karanlığın Ortası(Part=3) (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=39682&highlight=Karanl%FD%F0%FDn+Ortas%FD%28Part3%29)