engerek
04-09-2008, 09:47
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti , nüfus bakımından İstanbul'dan sonra ikinci büyük şehri ve dünyadaki 40. büyük şehri . Nüfusu 2007 nüfus sayımına göre 3.763.591 (il nüfusu 4.466.756) kişidir. Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alan Ankara ilinin merkez kenti'dir. Rakımı ortalama 890 metredir.
Tarihi:Ankara ve çevresinin tarihi Bronz Devri'ndeki Hatti Uygarlığı'na kadar gider. M.Ö. 2000 yıllarında Hititler bölgenin hakimi durumuna gelmiş ve onları sırası ile Frigyalılar, Lidyalılar ve Persler izlemiştir. M.Ö. 3. yüzyılda, bir Kelt ırkı olan Galatların Ankara'yı başkent yapması ile Ankara tarihte ilk defa başkent olmuştur.
Tarih Öncesi Ankara Anadolu'daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara'da bulunmuş ve Ankarapithecus meteai adı verilmiştir.
Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara'nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır.
Keçiören/Solfasol, Çubuk Çayı yakınındaki Eti Yokuşu, Bağlum, Ayaş-Güdül yakınındaki Karalar ve Tuz Gölü'nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Paleolitik dönem eserleri bulunmuştur. Mezolitik Çağa ait eserler ise Macunköy'de ele geçirilmiştir.
Ankara Kalesi'nde yapılan çalışmalarda. Neolitik Çağa ait bir taş baka parçası bulunmuştur.
Ahlatlıbel ile Koçumbeli'de Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağıına ait bulunan küçük saray kalın tilan ise buralarda küçük prensliklerin olduğunu kanıtlamaktadır.
Ankara çevresindeki vadilerde Tunç Çağına ait bir ya da birkaç höyük bulunmuştur. Sincan, Atatürk Orman Çiftliği çevresi, Karaoğlan, Yalıncak, Karayavşan, Bitik ve Polatlı/Karahöyük bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde yerleşik yaşamın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği ve tarımın yapıldığı bilinmektedir.
Hitit Dönemi:Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi'nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlkçağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara'da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı. Hititlerin Ankara'yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Her ne kadar kent merkezinde Hititlere ait hiçbir kalıntı elde edilememişse de Mürted Ovasının yakınındaki M.O. 2000'e tarihlendiriİen Bitik'te erken Hitit dönemine ait bir bitik vazosu ele geçirilmiştir. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale'de ise Hititlere ait dinsel alan kabartmaları bulunmuştur. Aynca Karaoğlan, Ayaş/Asarcık-Tekke, Polatlı/Karahöyük-Yassıhöyük, Etimesgut, Sincan, Mogan/Hacılar, Haymana/Külhöyük ve Çubuk/Aktepe-Karadana'da Hitit kalıntılarına rastlanmıştır.
Ankara'nın kurulması Galatlardan önce de Ankara'nın varlığı bilinmektedir. M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan tarihçi Pausanias'a göre Galatlar Ankara'yı sonradan ele geçirmişlerdir. Ona göre kentin kurucusu Frig Kralı Gordios'un oğlu Midas'tır.Dolayısıyla Ankara bir Frig kentidir. Bu dönemin izlerine Augustus Tapınağı'nın duvarlarında rastlanır. Friglerin ana tanrıçası Kibele'nin oturduğu tepenin bugünkü Hacı Bayram Câmii ve çevresi olduğu yapılan kazılarda bulunan Frig kalıntıları ile gösterilmiştir. Geç Hitit ve Frig kabartmaları Atatürk Orman Çiftliği/tren istasyonu, Bahçelievler, Gölbaşı ve Etimesgut'ta ele geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir ve Bahçelievler arasında Frig nekropolünü oluşturan birçok tümülüs bulunmuştur. Bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetler Müzesi ile ODTÜ Müzesi'nde sergilenmektedir. Bunun yanında Ulus kazısı, Karaoğlan, Hacılar, Bitik, Sincan höyüklerinde, Sincan/Tatlar, Ayaş/Gökler, Beypazarı/Boyalı-Fasılkaya ve Güdül/Kirmir Çayı Vadisi'nin kaya mağaralarında Frig eserleri görülmüştür. Bu döneme ait en fazla eser Gordion'dadır.
Başkentliği:Ankara, yazılı tarih boyunca Galatlar ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere iki devlete başkentlik yapmıştır.
Roma dönemi: M.Ö. 25 yılında İmparator Augustus şehri Galatya krallığıyla beraber Roma İmparatorluğu'na bağlamıştır.
Türk Dönemi: 7. ve 8. yüzyıl'larda İslamiyet'in yükselişi ile birlikte kent Pers ve Arap akınlarına maruz kalmıştır. Şehir 871-893 tarihleri arasında birkaç kez el değiştirir. 1071 yılında, Selçuklu sultanı Alparslan Malazgirt Savaşı ile Anadolu'yu Türklere açmış, kısa süre sonra Ankara'yı da fethetmiştir. Şehri daha sonra ordunun ulaşım yolları üzerinde bir merkez ve doğal kaynaklardan yararlanma amaçlı kullanmıştır.
Ankara, bir süre Eretna Beyliği idaresi altında bulunmuş ve beyliğin en batı ucunu teşkil etmiştir. Eretna Beyi Alaeddin'in ölmesi üzerine, yerine geçen oğulları zamanındaki karışıklık, Ankara'yı bir süre Karamanoğulları'na daha sonra da Ahiler'in eline geçmesine neden oldu. Bu karışıklıklardan yararlanan Osmanlı Hükümdarı Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa komutasında gönderdiği bir ordu ile Ankara'yı ele geçirir.1402'de Yıldırım Bayezid ve Timurlenk arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol hakimiyetinde kalır. Ancak 1414'de kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girer.
I. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu'nun da içinde bulunduğu İttifak Devletleri'nin yenilgisi sonrası başkent İstanbul ve Anadolu'nun büyük kısmı Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında bölünerek işgal edilir. Bu duruma karşı Milli Kurtuluş Hareketinin önderi Kemal Atatürk, 1920'de karargahını Ankarada kurdu. Kurtuluş savaşının kazanılmasının ardından Büyük Millet Meclisi'nde Türk Devleti'nin başkentinin neresi olacağı konusu tartışılmaya başlanır. İsmet Paşa'nın TBMM'ye sunduğu Ankara'nın başkent olması yolundaki yasa teklifi kabul edilir ve 13 Ekim 1923 günü Ankara, Türk Devleti'nin başkenti olur.O günlerde Avrupa'dan şehir mimarları getirilerek bugünkü çağdaş Ankara'nın temelleri atılır.
İsmet Paşa'nın Ankara'nın başkent olması yönündeki yasa teklifinde;
Ankara'nın askeri ve siyasi yönden güvenli bir ortamda olması,
Ankara'nın ulaşım yolları üzerinde bulunması,
Ulusal Mücadele Dönemi'nde önemli bir rol üstlenmiş olması gibi gerekçeler belirtilmiştir.
Ankara'nın yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olmasını ardından, yeni bir oluşumla şehir Ulus adı altında eski şehir ve Yenişehir bölgesi olarak kültürel olarak ayrılabilir hale geldi. Ulus bölgesi Roma, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorlukları döneminin tarihini yansıtan binalar ve dar sokaklara sahip iken, Kızılay Meydanı'nı çevresinde kurulmuş olan Yenişehir bölgesinde geniş sokak ve caddeler, oteller, sinema ve tiyatrolar, alışveriş merkezleri ve yüksek binalar göze çarpar. Devlet daireleri ve elçilikler de genelde bu alana yakın olan Çankaya ilçesindedir
Belirli kaynaklardan derlenerek alınmıştır.İçinde emek vardır:D
Tarihi:Ankara ve çevresinin tarihi Bronz Devri'ndeki Hatti Uygarlığı'na kadar gider. M.Ö. 2000 yıllarında Hititler bölgenin hakimi durumuna gelmiş ve onları sırası ile Frigyalılar, Lidyalılar ve Persler izlemiştir. M.Ö. 3. yüzyılda, bir Kelt ırkı olan Galatların Ankara'yı başkent yapması ile Ankara tarihte ilk defa başkent olmuştur.
Tarih Öncesi Ankara Anadolu'daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara'da bulunmuş ve Ankarapithecus meteai adı verilmiştir.
Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara'nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır.
Keçiören/Solfasol, Çubuk Çayı yakınındaki Eti Yokuşu, Bağlum, Ayaş-Güdül yakınındaki Karalar ve Tuz Gölü'nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Paleolitik dönem eserleri bulunmuştur. Mezolitik Çağa ait eserler ise Macunköy'de ele geçirilmiştir.
Ankara Kalesi'nde yapılan çalışmalarda. Neolitik Çağa ait bir taş baka parçası bulunmuştur.
Ahlatlıbel ile Koçumbeli'de Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağıına ait bulunan küçük saray kalın tilan ise buralarda küçük prensliklerin olduğunu kanıtlamaktadır.
Ankara çevresindeki vadilerde Tunç Çağına ait bir ya da birkaç höyük bulunmuştur. Sincan, Atatürk Orman Çiftliği çevresi, Karaoğlan, Yalıncak, Karayavşan, Bitik ve Polatlı/Karahöyük bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde yerleşik yaşamın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği ve tarımın yapıldığı bilinmektedir.
Hitit Dönemi:Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi'nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlkçağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara'da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı. Hititlerin Ankara'yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Her ne kadar kent merkezinde Hititlere ait hiçbir kalıntı elde edilememişse de Mürted Ovasının yakınındaki M.O. 2000'e tarihlendiriİen Bitik'te erken Hitit dönemine ait bir bitik vazosu ele geçirilmiştir. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale'de ise Hititlere ait dinsel alan kabartmaları bulunmuştur. Aynca Karaoğlan, Ayaş/Asarcık-Tekke, Polatlı/Karahöyük-Yassıhöyük, Etimesgut, Sincan, Mogan/Hacılar, Haymana/Külhöyük ve Çubuk/Aktepe-Karadana'da Hitit kalıntılarına rastlanmıştır.
Ankara'nın kurulması Galatlardan önce de Ankara'nın varlığı bilinmektedir. M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan tarihçi Pausanias'a göre Galatlar Ankara'yı sonradan ele geçirmişlerdir. Ona göre kentin kurucusu Frig Kralı Gordios'un oğlu Midas'tır.Dolayısıyla Ankara bir Frig kentidir. Bu dönemin izlerine Augustus Tapınağı'nın duvarlarında rastlanır. Friglerin ana tanrıçası Kibele'nin oturduğu tepenin bugünkü Hacı Bayram Câmii ve çevresi olduğu yapılan kazılarda bulunan Frig kalıntıları ile gösterilmiştir. Geç Hitit ve Frig kabartmaları Atatürk Orman Çiftliği/tren istasyonu, Bahçelievler, Gölbaşı ve Etimesgut'ta ele geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir ve Bahçelievler arasında Frig nekropolünü oluşturan birçok tümülüs bulunmuştur. Bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetler Müzesi ile ODTÜ Müzesi'nde sergilenmektedir. Bunun yanında Ulus kazısı, Karaoğlan, Hacılar, Bitik, Sincan höyüklerinde, Sincan/Tatlar, Ayaş/Gökler, Beypazarı/Boyalı-Fasılkaya ve Güdül/Kirmir Çayı Vadisi'nin kaya mağaralarında Frig eserleri görülmüştür. Bu döneme ait en fazla eser Gordion'dadır.
Başkentliği:Ankara, yazılı tarih boyunca Galatlar ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere iki devlete başkentlik yapmıştır.
Roma dönemi: M.Ö. 25 yılında İmparator Augustus şehri Galatya krallığıyla beraber Roma İmparatorluğu'na bağlamıştır.
Türk Dönemi: 7. ve 8. yüzyıl'larda İslamiyet'in yükselişi ile birlikte kent Pers ve Arap akınlarına maruz kalmıştır. Şehir 871-893 tarihleri arasında birkaç kez el değiştirir. 1071 yılında, Selçuklu sultanı Alparslan Malazgirt Savaşı ile Anadolu'yu Türklere açmış, kısa süre sonra Ankara'yı da fethetmiştir. Şehri daha sonra ordunun ulaşım yolları üzerinde bir merkez ve doğal kaynaklardan yararlanma amaçlı kullanmıştır.
Ankara, bir süre Eretna Beyliği idaresi altında bulunmuş ve beyliğin en batı ucunu teşkil etmiştir. Eretna Beyi Alaeddin'in ölmesi üzerine, yerine geçen oğulları zamanındaki karışıklık, Ankara'yı bir süre Karamanoğulları'na daha sonra da Ahiler'in eline geçmesine neden oldu. Bu karışıklıklardan yararlanan Osmanlı Hükümdarı Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa komutasında gönderdiği bir ordu ile Ankara'yı ele geçirir.1402'de Yıldırım Bayezid ve Timurlenk arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol hakimiyetinde kalır. Ancak 1414'de kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girer.
I. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu'nun da içinde bulunduğu İttifak Devletleri'nin yenilgisi sonrası başkent İstanbul ve Anadolu'nun büyük kısmı Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında bölünerek işgal edilir. Bu duruma karşı Milli Kurtuluş Hareketinin önderi Kemal Atatürk, 1920'de karargahını Ankarada kurdu. Kurtuluş savaşının kazanılmasının ardından Büyük Millet Meclisi'nde Türk Devleti'nin başkentinin neresi olacağı konusu tartışılmaya başlanır. İsmet Paşa'nın TBMM'ye sunduğu Ankara'nın başkent olması yolundaki yasa teklifi kabul edilir ve 13 Ekim 1923 günü Ankara, Türk Devleti'nin başkenti olur.O günlerde Avrupa'dan şehir mimarları getirilerek bugünkü çağdaş Ankara'nın temelleri atılır.
İsmet Paşa'nın Ankara'nın başkent olması yönündeki yasa teklifinde;
Ankara'nın askeri ve siyasi yönden güvenli bir ortamda olması,
Ankara'nın ulaşım yolları üzerinde bulunması,
Ulusal Mücadele Dönemi'nde önemli bir rol üstlenmiş olması gibi gerekçeler belirtilmiştir.
Ankara'nın yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olmasını ardından, yeni bir oluşumla şehir Ulus adı altında eski şehir ve Yenişehir bölgesi olarak kültürel olarak ayrılabilir hale geldi. Ulus bölgesi Roma, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorlukları döneminin tarihini yansıtan binalar ve dar sokaklara sahip iken, Kızılay Meydanı'nı çevresinde kurulmuş olan Yenişehir bölgesinde geniş sokak ve caddeler, oteller, sinema ve tiyatrolar, alışveriş merkezleri ve yüksek binalar göze çarpar. Devlet daireleri ve elçilikler de genelde bu alana yakın olan Çankaya ilçesindedir
Belirli kaynaklardan derlenerek alınmıştır.İçinde emek vardır:D